tesettür giyim ve balkanlar konu

tesettür giyim ve balkanlar konu

 mahalli prensler harekete geçerek, 1388’de Morava kıyısındaki Ploçnik'te,
^murtaş Paşa'yı mağlup ettiler. Bu, Türklere karşı kazanılan ilk Hıristiyan za-ffriydi' Bu zaferden cesaret alan ve 1. Murad'ın Anadolu'da olmasını fırsat bilen josna, Sırp ve Bulgar kralları ittifak kurdular.
Sırbistan’ın Fethi
OsmanlIlar, bu gelişme üzerine ittifakı zayıflatmak için faaliyete geçtiler. Arnavutluk'taki bazı prenslerin bu ittifakın içinde yer almamaları sağlandı. Çandarlı Ali Paşa, 1388 sonbaharında süratli bir baskınla Bulgar Kralı'nı saf dışı bırakarak Osmanlı ordusunun arkasını emniyet altına aldı. Ertesi yıl, 15 Haziran 1389’da meydana gelen Kosova sahrasındaki savaşta ise Osmanhlar, müttefik Balkan güçleri karşısında büyük bir zafer kazandılar. Sırp Prensi Lazar da bu savaşta öldü. Savaşın sonlarına doğru Miloş Obiliç (Kobiliç), Sultan Murad'ı şehid ettiyse de, oğlu Yıldırım Bâyezid'in idareyi ele almasıyla Osmanlı zaferi kesinleşmişti. Kosova sahrasında, Murad Hüdavendigâr'ın iç organlarının gömüldüğü jerde bir türbe yapıldı ve bu türbe Rumeli Türkleri için kutsal bir ziyaretgâh hâline geldi. Sultan Murad Meşhedi, yani şehidliği diye anıldı.
Sultan Murad Türbesi'nin yanı sıra Kosova sahrasındaki bir diğer önemli ziyaretgâh Osmanlı ordusunun bayraktarı Gazi Mestan Türbesi'dir. Kosova Huharebesi'ni kaybetmelerine rağmen 1. Murad’ı şehid etmeleriyle övünen Sırplar, Sultan Murad Türbesi'nin bahçesine Miloş Obiliç’in, yani Miloş Kabilaviç'in anıtını dikmek için yıllarca uğraşmışlardı. Ancak buradaki Hûslümanlar, Sırpların teşebbüslerini engellediler. Sırplar da Miloş Kabilaviç’in anıtını Kosova sahrasına diktiler.
I. Kosova zaferi neticesinde Tuna nehrinin güneyindeki Balkan bölgesinde OsmanlIlara karşı direnebilecek bir kuvvet kalmadı ve Kuzey Sırbistan yolu açıl-âCüneydoğu Avrupa'da bu dönemde ayaktaki tek güçlü devlet ise Macaristan’dı.
Balkan devletlerinin, Macar desteği olmadan OsmanlIlara karşı bir faaliyete girebilecek durumları yoktu. Fetret Devri'nde dahi Sırplar ve diğer Balkan milletleri bu bölgelerdeki Osmanlı teşkilatlanmasının güçlü olması ve eski kuvvetlerini kaybetmeleri sebebiyle bağımsızlıklarını tam olarak tekrar kazanama-ılık Kosova Muharebesi'nden sonra, Sırp prenslikleri ve diğer Balkan devletlerinin Osmanlı hakimiyeti altına girmeleri artık an meselesiydi. 1402 Ankara Huharebesi'ndeki mağlubiyet bu süreyd biraz uzatmışsa da, XV. yüzyılın ortala-nndaBalkanlar'ın hemen hemen tamamı, Osmanlı toprağı hâline geldi.
Sırplann tamamen Osmanlı hakimiyetine girmeleri, bu savaştan sonra 70 d daha sürecekti. Ancak Kosova'dan sonra Sırplar bir daha kendilerini toparlamadılar. Bu savaş Sırp Prensliği için
Kosova Muharebesi'ni bağımsızlıklarını kaybettikleri tarih olarak yon,^|^ Kosova Muharebesi üzerine Sırplar tarafından, birçok halk şarkılan söyiç ^ ağıtlar yakılmıştır. 1992 yılında Sırpların, Bosna-Hersek'teki katliamları Tribüne gibi bir kısım Avrupa basını tarafından Sırpların, Kosova Savaşı'm^ı^'*^ kamını almaları şeklinde yorumlandı.
1371’de Çirmen'de, ardından da 1389 yılında Kosova'da kazanılan Sırbistan’ın kapılarını OsmanlIlara ardına kadar açmıştı. Tâbiyet altına alm^ Sırplar, OsmanlIların, Karaman ve Ankara savaşlarına asker gönderdilervehe,. düzenli olarak vergi verdiler. Sırp Prensi Stefan Lazareviç, OsmanlIların, Ankara Muharebesi’nde Timur’a mağlup olmalarından sonra kendisine top^ kazançları sağlayan Macar Kralı Sigismund’un hakimiyetini kabul etti. An^j. Sigismund’un ölümünden sonra Sırplar, Türk akınlarına karşı koyamayan), 1439’da tekrar Osmanlı hakimiyetini tanıdılar. Daha sonra da Erdel beyi)an, Hunyadi’nin, OsmanlIlara karşı olan seferlerine katıldılar ve SegedinAntlajınas; ile vergi vermek şartıyla bir kısım topraklarını kurtardılar. Fakat Hunyadi'm Varna (1444) ve II. Kosova (1448) muharebelerinde uğradığı ağır mağlubiyg. lerden sonra Sırbistan’ı, OsmanlIlara karşı koruyacak hiçbir kuvvet kalmamijt
tesettür giyim Fatih, İstanbul’un fethine girişmesi sebebiyle, Sırbistan üzerine yüriiijRi sonraya bırakmıştı. Ancak İstanbul’un fethinden bir yıl sonra, 1454’te bûyûkls ordu ile Sırbistan’a girdi. 1455’de ikinci defa Sırbistan seferine çıktı. Sırp kuvve-leri mağlup edildi ve Hunyadi'nin elinde olan Belgrat’ı almak için Sırp Despoın George Brankoviç’e bir kısım toprakları bırakılarak, Macarlardan aynlmak,pl4 3 milyon akçe vergi vermek ve Osmanlı seferlerine asker göndermek şartlanyli antlaşma yapıldı. Sırp Prensi’nin 1456 yılında ölmesinden sonra yerine geçej oğlu Lazar da, OsmanlIlarla anlaşmayı tercih etti.
tesettür giyim II. Mehmed, 1456’da babası 11. Murad’m alamadığı Belgrat’ı kuşattı, anai fethedemedi. Sırp Prensi Lazar, 1458’de varis bırakmadan ölünce, Sırbistan'dı durum değişti. Macarlar, BosnalIlar ve OsmanlIlar, Sırp tahtına kendi taraftarlı rı olan birisini geçirmek için mücadeleye başladılar. Bosna Prensi Tomaşeviç'ır Macar desteği ile Sırp despotu olması üzerine (1459), Osmanlı kuvvetlenin-rekete geçerek, Belgrat haricindeki bütün Sırbistan’ı ele geçirdi. Belgrat, anal 1522’de Kanuni tarafından fethedil ilebilindi.
Sırbistan’da Osmanlı Hakimiyeti
OsmanlIlar, diğer fethettikleri bölgelerde olduğu gibi, burada da idari yapıda, hemen köklü değişikliklere gitmediler. Sırp Krallığı zamanında asker olandı görev yapanlar, Osmanlı ordusunda da daha önce tasarruf ettikleri toprato timar olarak kullanarak, görev yaptılar. Kiliselere ve buraların gelir kaynakianM
j^ljjıflulmamış, bazı feodal angaryalar kaldırılarak, halkın rahatlaması sağlan-ııııştır. Halil İnalcık, Duşanov Zakonik kanunlarına göre haftada iki gün (yılda jj4gûn) feodal beye hizmet etme yükümlülüğü bulunan köylünün, Osmanlı dö-„fnıinde ise yılda sadece üç gün timarlı sipahiye hizmet ettiğini söyler.
Amerikalı tarihçi Bruce W. McGovvan, Osmanlı idaresindeki Sırbistan üzerine yaptığı araştırmalarda, Sırbistan'da nüfus başına düşen gıda mahsulünün, AvrupalI devletlerin sömürgelerindeki köylülerin elinde kalan gıda mahsulünden çok daha fazla olduğunu ortaya çıkardı. Balkanlar'ın tek bir devlet çatısı alanda uzun süre savaşsız bir ortama kavuşması, buralarda ticareti canlandırmış, ekonomik hayatı ve şehirleri geliştirmiştir. Michael Palariet’in XIX. yüzyıl Balkan ekonomileri üzerine yaptığı araştırmada ise Sırbistan’ın bağımsız olmadan önceki dönemde, müstakil devlet olduğu döneme göre daha hızlı büyüdüğü ve kalkındığı tespit edilmiştir.
OsmanlIların Sırbistan’daki hakimiyetleri, bu bölgelerin dini ve milli kimliklerini korumalarını sağladı. Duşan’ın ölümünden sonra Balkanlar’da, OsmanlIlardan başka iki devlet daha hakimiyet kurmaya çalışmıştı. Bunlar Venedik ve Macaristan idi. Ancak bu iki devlet siyasi hakimiyetlerinin yanında Katolikliği de getiriyorlardı. Balkanlar’ın, Osmanlı hakimiyetine geçmesi, bu bölgelerin Katolikleşmesini önledi. Sokollu Mehmed Paşa’nın, Peç (İpek)’deki Sırp Ortodoks Kilisesini tekrar canlandırması, Sırpların Rum Patrikhanesi’nin nüfu-nından çıkmalarını sağladı. Böylece Sırplar, Helen kültürünün tesirinden kurtulup, milli kimliklerini yaşatabildiler.tesettür giyim