tesettür ve balkanlar bilgi

tesettür ve balkanlar bilgi

 Ancak ulusçuluk Balkanlarda Osmanlı egeı„ öncesinden beri özü varolan ve zamanla gelişip güçlenen bir olgudur, le Balkanlardaki ulusal uyanışı 1789’un bir sonucu olarak göstermek d ğildir; hatta Balkanlardaki gelişmeler ile Fransız İhtilali'nin yaydığı sında bir ilişki kurmak için elimizde kandırıcı veriler dahi bulunmuyor,
için ise bunu düşünmeye bile imkan yoktur. Önceki bölümde gördıiğiiırjj^
yerel kimliğe dayalı ve din olgusuna vurgulu olarak ortaya çıkan ve kimlik (Kafkaslardaki dağlı kimliği ile karşılaştırılabilir), çok daha öncesi^
bağımsızlık düşüncesinin temelini oluşturmuştur.
Fransızları fikren veya amelen izlemek şöyle dursun, Karadağlılar tu^ nemde Fransızların önüne dikilmişlerdir. 1806’da Dubrovnik'i ele Napolyon’un güçleri buradan Karadağ’a ilerlemek istedilerse de,, bulunan Rus donanmasından yardım alan Karadağlılar Fransızlanı 1er, ilk defa olarak Kotor sahiline girmişlerdir. Bu sırada aslında Fratısızlanj^ şı Adriyatik’te bir Rus-Türk ortak harekatı yürüyordu ve üçüncü ortako^ Karadağlıların bu başarısı ancak ortak başarının bir parçası idi. Ancak 1807j Rusya’nın Fransa’ya yenilerek anlaşması üzerine, Çar’ın isteği üzerine Kotoij hili Fransızlara bırakılmıştır. 1812’ye kadar Türkler, Fransızların kışkırtma!:» kısmi yardımı ile Karadağ’a hakim olmaya çalıştılarsa da, başarılar geçicio^ ve tutunamamışlardır.
Napolyon’un Avrupah müttefiklere yenilmesinin ardından İngiliz ve Rusların yardımıyla Kotor sahilini tekrar almışlardır. 1813'teÇjı[ Aleksander’ın emriyle Kotor’un yönetimi bu kez AvusturyalIlara bırakılmjt Bu uygun ortamda Vladika Petar’ın ülkesinin bağımsız devlet olarak tamı» sı hayali de gerçekleşmemiştir. Üstelik bundan sonra zor günler başlaımjt Ekonomik yardım alamayan ve sürekli savaşlarla hırpalanan ülkede kıtlıkla göstermiştir. 2000 kişinin bu açlıktan öldüğü söylenir.
Bu yıllar aynı zamanda, Sırpların Osmanlı devletinin genel siyasetinin ki na olarak halka kötü davranan yöneticilere karşı başlattıkları, daha sonradevkt hedef alan ayaklanmalarının olduğu yıllardır. Ancak Rusların kendi hesaplarjt engellemesi, Kotor’da Fransızlarla mücadeleler ve genel olarak yaşanan zorti 1ar sebebiyle Sırp ve Karadağ ayaklanmaları eşgüdümlenememiştir. Avnıpı'c nispeten durulmasından sonra 1817-1820 arasında Türklerle Karadağlılatm sında sınır boylarında küçük çatışmalar görülmüştür. 1820’de Moradibölgesi deki halk Osmanlı yönetiminden çıkmış, Karadağ’a bağlanmıştır.
Sırp ayaklanmalarının da sebebi olan Yeniçeri teşkilatının 1829'da kaldırmasının ardından OsmanlI’nın Balkan mülkünde beklenmedik yerlerde bp danmalar başlamıştır. 1. Petar’ın ardından 1830’da Karadağ’ın başına geçer-
BALKANLAR EL KİTABI |449
petar zamanında hem Işkodra’da, hem de Bosna'da OsmanlI'nın kendi yöneticileri isyan etmişlerdir. Bu arada Sadrazam Mahmut Reşit Paşa, vladikaya Karadağ İçin Sırbistan'a benzer bir özerklik teklifi sunmuş, ülkenin savunmasını da OsmanlI devletinin üstieneceğini belirtmiştir. Bunun fiili bağımsızlığın kaybı olduğunu bilen 2. Petar hem reddetmiş, hem de kargaşadan faydalanarak 1831 ve l832'de Podgorica'yı alma girişimlerinde bulunmuş, ancak bunlar başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 1836'de Grahovo'da yaşanan bozgundan sonra Karadağlılar Türklerle iyi geçinmeyi tercih etmeye başlamışlardır. Bunda Rusların tavsiyeleri de önemli yer tutar. Üstelik İşkodra ve Hersek paşalıklarıyla anlaşmalar yapıl-mışbr.
Bu dönemde Karadağ siyasetinin Rus ve Sırp siyasetleriyle birebir uyuştuğunu düşünmek yanlıştır. 1849 Macar ayaklanması bu üçünü ve Hırvatları bir araya getirmiştir. Voyvodina Sırplarının Macarlara karşı ayaklanmasına Sırp knezi ve Hırvat banı destek verirken, Karadağ da yardım göndermiştir. Aynı günlerdeki Avusturya'ya karşı Macar ayaklanması ise Rus ordusunun yardımıyla bastırıl-mışfir. Macarlar gibi, Türklere karşı mücadele de bunları bir araya getiriyordu.
Ancak Rusya'nın Karadağ'ı kendi çıkarları doğrultusunda kullandığı, ancak çıkarları elverirse desteklediği dikkatten kaçmıyordu. Üstelik en zor zamanlarında yalnız kalmıştı. 1796 savaşı gibi, 1820'de Moraci'nin alınması da Rus yardımı ve ilgisi olmadan başanlmıştı. Bu yüzden ülke, dış politikasını bütün bütün Rusya'ya emanet etmiyor, bazen onun arzusu hilafına bağımsız girişimlerde bulunuyordu. Gradacaclı Hüseyin Kapetan'ın Bosna'ya özerklik isteğiyle 1831’de çıkardığı ayaklanmaya Karadağ yardımcı olurken, Sırp knezi Milos OsmanlIlara yardımcı olmuştu. Yüzyılın ortalarında ortaya konan ve bugünkü 'Büyük Sırbistan' ülküsüne temel teşkil etmek üzere bütün Sırpları tek bir devlette toplamayı amaçlayan Sırp başbakan GaraSanin'in ‘Nacertanje'si (Tasarı) de Karadağ'da endişe uyandırmıştı. Çünkü Sırpların bu ulusal tasarısına göre Karadağlıların yüzyıllar boyu uğraşarak kazandıkları bağımsızlık ortadan kalkıyor, ülke Sırbistan'ın bir parçası oluyordu.
Vladika 1. Petar, Karadağ’da ilk kanun yapan kişidir. 1798 ve 1803’te sırasıyla 16 ve 17 maddelik, toplam 33 maddeden oluşan ‘Zakonik Opsti Crnogorski i Brdski' (Karadağ ve Brda Genel Kanunu) çıkarılmıştır. Bu kanun ile mahkeme ve vergi işleri düzenlendiği gibi, ilk polis teşkilatı da oluşturulmuştur. Bu dönemin medisi, bütün kabilelerin eşit temsiline dayanan 50 kişilik 'Praviteljstvo’dur (ed. 'Vasalık'.yani 'Meclis'). Ancak, merkezi devlet erkini kurmaya yönelik bu çalışmalar, bağımsızlığa ve başıboşluğa alışmış Karadağ kabilelerinin büyük tepkisine sebep olmuştur. 1. Petar, yarım yüzyıllık vladikalığının son yıllarında kendi halkı ile uğraşmış olsa da, öldükten sonra (1830) halefi 2. Petar Njegos (asıl adı Rade Tomov) tarafından aziz ilan edilmiş ve bu halk tarafından da kabul görmüştür.
2. Petar zamanında Praviteljstvo, yapılan bir düzenleme ile 'Pfj Senat' (Yasayıcı Meclis] haline getirildi. Üyelerden en güçlü kabileief '^V 12 ve 16 kişi seçilerek Vijece' (kurul) oluşturuldu. Bunlar daha rine verilen görevleri yapan ücretliler haline geldi. Vijece’yi ilkel bjrı^S olarak tanımlamak mümkündür. Senat’m ardından 'Gvardija've ladan kuruldu. Gvardija, Senat’ın kararlarının uygulayıcısı silahlı 1. Petar’m kurduğu perjanikler ise merkezi yönetimin özel korumalar,u,
1. Petar’a karşı çıkan Avusturya destekli Radonjic ailesi, onun ı de karşı çıkmıştır. Ancak kendilerinin Avusturya bağlantıları isp sonra önderleri sürgüne gönderilmiş ve tüm mülkleri yakılmıştır. tesettür Bu,a Rusya’nın Avusturya karşısındaki zaferi idi. Sık sık hayal kırıklığı yaşanj birlikte, Rusya ile ilişkiler bir gelenek oluşturduğu için, 2. Petar da selefleri^ ilk fırsatta, 1833'te Rusya’ya gitmiştir. Hem vladika unvanını Çar 1. Nikoijı,, huzurunda kutsatmış, hem de önemli miktarda yardım almıştır. Şairolmaldajı likte yumuşak kalpli olmayan ve sertliği ile tanınan 2. Petar, tarihteki en^ Karadağ yöneticisi olarak görülür. Onun sertliği kendisi gibi düşünmeyensen^ üyelerini öldürmeye kadar varmıştır.
2. Petar ilk kanuni ve düzenli vergiyi koyan kimsedir. Kabilelerin bunaiSu beklenenin üzerinde olmuştur. Türklere vergi vermemek için yüzyıllarca ar, tıklarım söyleyen kabileler, vladikaya da vergi vermeyi reddetmişler, bunıh şılık modern bir devletin düzenli vergi geliri olmadan yaşayamayacağınıkfe Petar, kanunları uygulamak için her türlü sertliğe başvurmuştur.
Hiçbir eğitim kurumunun olmadığı ve okuma yazmanın papazlara rnıfe bulunduğu ülkede, Petar Rusya'dan aldığı paraların bir kısmıyla ilk kez 18îh iki ilkokul açmıştır. Ertesi yıl da Venedik’ten matbaa makinesi getirtmiştir|l: yıl sonra bu makinenin kurşunları mermi yapımında kullanılmak üzere erili çektir). Aynı zamanda pek çok genç eğitim için Sırbistan'a gönderilmi^r.(4 sayıda yazılı eseri bulunan Petar, özellikle iktisadi alandaki yenilik tasanlar,•. gerçekleştiremeden 1851 yılında ölmüştür.
Petar ölmeden önce yeğeni Danilo'ym veliaht atamıştır. Ancak Senat,Petıiî büyük kardeşi Pero Tomov'u vladika olarak seçmiştir. Seçkinlerin destç: sahip Pero ile halkın desteklediği Danilo arasındaki mücadele kısa sürmii,ü Danilo kazanmıştır (1852). Danilo tahtını sağlama aldıktan ve kabileleraıfflt tüleşen ilişkileri düzenledikten sonra, hemen aynı yıl önce Viyana'ya,aniııı^ Petersburg'a gitmiştir. Danilo, erkini kiliseden alan vladikalığı olmayanilkk' Karadağ yöneticisidir. Daha önceki yöneticiler resmen ve fiilen din adamı ililin Ayrıca onun zamanında Karadağ prenslik (knezevina) olmuştur. Karadağıkf-toprağı olarak gören Osmanlı devleti, prensliğin bağımsızlığa giden yol olak* ceği düşüncesiyle bunu tanımayı reddetmiştir.
Etraftaki Ostnanlı topraklarında çıkan isyanlarda, özellikle Hersek’te büyük ölçüde Karadağ'ın parmağı vardı. İsyancılar adeta Cetinje’den gelen talimatlara göre davranıyorlardı. Bunu sabırla izleyen ve prenslik ilanından dolayı kızgın olan Bab-ı Ali, 1852 sonlarında savaş hazırlığına başladı. Karadağlıların İşkodra gölü kenarındaki ^abljak kalesini almaları savaş sebebi yapıldı. Ömer Paşa'nın yönettiği OsmanlI güçleri üç cihetten, Podgorica, NikSic ve Trebinje üzerinden Karadağ'a saldırdı. Oldukça başarılı olan Türk ordusu, Avusturya ve Rusya'nın derhal araya girerek baskı yapmaları sonucu geri çekildi. 3 Mart 1853'te Osmanh devleti Karadağ ile savaştan önceki durumu esas alan bir anlaşma imzaladı.
Kırım Savaşı yıllarında (1853-1856) Karadağ, Rusya'nın tavsiyesiyle tarafsız kaldı. Bu savaşın ardından yapılan Paris Antlaşmasında Danilo'nun hevesinin aksine Karadağ konusuna temas edilmedi ve devlet yine tanınmadı. Artık Rusya’dan bu konuda destek alamayacağını hesaplayan Danilo, yön değiştirerek Fransa'dan diplomatik yardım aramak için 1857'de Paris'e gitti. Burada başa-nlı olamadığı gibi, ülkesindeki Rusya taraftarlarının tepkisini çekti. Senat başkanı Djordjije Petrovic'in etrafında toplanan muhalefet, Danilo tarafından kanlı bir şekilde ortadan kaldırıldı. Paris görüşmeleri sırasında bağımsızlık istekleri ile OsmanlI temsilcilerini kızdıran ve faaliyetleri dikkatle takip edilen Danilo, Hersek'teki Sırplara yardım edince, 1858'de Osmanh ile yeniden savaşa başladı. Tarafların ilk anda belirgin başarı kazanamadığı savaş, OsmanlI'yı tehdit için Adriyatik'e donanmalarını gönderen Fransa ve Rusya'nın baskılarıyla sona erdi. Büyük devletler, iki ülkenin sınırlarının kesin olarak çizilmesi üzerinde durdular. Yapılan anlaşma Karadağ'a bir miktar toprak kazandırdı. Bu, resmen olmasa da fiilen Karadağ'ın bağımsızlığının büynik güçler nezdinde tanınması idi.
Danilo zamanında özellikle İngiltere ve Avusturya Balkanlardaki Rus nüfuzunu kırmaya çalışıyorlardı. Karısının etkisiyle Fransa'ya yakın duran Danilo, bu ikisine de direnmiştir. Rusya'dan ümidini kesen Danilo, Fransa'ya daha fazla yaklaşmıştır. 0 Fransa'dan devletinin tanınmasını umuyor, Fransa ise Karadağ'ı Rus etki alanından çıkarıp kendi nüfuz bölgesine sokmaya çalışıyordu. Bu siyaset, yukarda belirtildiği gibi, Danilo'ya içerde pek çok düşman kazandırmıştır. Onun Rusya'ya ihanet ettiğini düşünen başta kardeşi Mirko olarak pek çok Karadağlı ileri gelen, defalarca suikast düzenlemiştir. En sonunda Bjelopavlic kabilesinden kimselerin Avusturya yardımıyla düzenlediği suikast başarılı olmuş ve Danilo 1860yılında, Kotor'da bir gemide öldürülmüştür.
İçişlerinde selefleri gibi oldukça sert ve zalim olan Danilo, kendi adıyla da anılan bir toprak kanunu ('Opsti Zemalijski Zakon’ -Genel Ülke Kanunu- veya DanilovZakon) çıkarmıştır. tesettür Büyük ölçüde Karadağ gelenekleri üzerine kurulu bu kanun, aynı zamanda ülkenin ilk anayasası niteliğindedir. 1855'te ilk defa nüfus sayımı yapılmış ve Danilo'nun yönettiği bölgelerin nüfusu 80 bin olarak tespit fdilmiştir. Onun vergi toplama tasarısı kabilelerden büyük itiraz gördü ise de,
tehditlerle Kuciler hariç hepsine kabul ettirmiştir. Kuciler üzerindej katliam yapmış; çoğunlukla ihtiyar ve çocukları öldürterek tasarısın N ettirmiştir. Karadağ yönetimini kabullenmekte öteden beri temi(in|^'*^S Brdalı Bjelopavlic kabilesi, nispeten küçük kayıplarla ondan kendisini]^ başarmıştır. Danilo ülkesini bir krallık haline getirmeye çalışmış, anc,|j\ sonucunu göremeden ölmüştür. ^
Danilo hayatta iken kendisine veliaht olarak ağabeyi ve rakibi Mirko'mu Nikola’yı atamıştır. Ülke içinde iyi kabul gören genç Nikola, ilkgünlerdenm^ OsmanlI ordularını karşısında bulmuştur. İstanbul yönetimi Karadağ'ınHçj' asilere yardım etmemesini, Karadağ ise cevabında Osmanlı devletinin He3 ve Karadağlı halkın isteklerine kulak vermesini istiyordu. Karadağ dikkate almayınca Osmanlı orduları saldırmış ve savunmayı yararak Ceijy^ yaklaşmışlardır. Karadağ büsbütün bozgundan yine Fransız ve Rus mûdalu^ ile kurtulmuştur. Yapılan barış anlaşması Karadağ ile Brda bölgelerininilijij^' zayıflattığı için ülkeyi çok zor bir duruma getirmiştir. tesettür Bu tecrübenin ardıma Nikola, Sırp Prensi Milos Obrenovic ile daha fazla işbirliği yapmaya çalı;u,|^ İşbirliğinin ardındaki isim Tasarı’nın sahibi llija Garasanin idi. Milos askeriiji; liğini kabul etmiş, 1866'da birlik anlaşması imzalanmıştır. Ancak Nikola memnun kalmamıştır. Sırplar temkinli davranıyorlar (bir taraftan da Rusyı'ı rakibi Avusturya-Macaristan’a yaklaşıyorlardı), ancak Türk saldınsı dunımm ortak hareket edeceklerini bildiriyorlardı. Nikola’nın amacı ise savunmaıİ!| ortak bir saldırı, genel bir kurtuluş hareketi idi. Nikola, Sırp yönetiminiast, miyeti hakkındaki şüphelerini senatoda açıkça ifade etmiştir.
1862 savaşı Karadağ'a aynı zamanda, mevcut askeri varlığı ile çağdaşoıt lara karşı çıkamayacağım göstermiş, ordunun düzenli hale getirilmesi ve ^ lendirilmesi için yoğun bir seferberlik başlatılmıştır. Bu konuda en önemlfc yardım, hem eğitim, hem de lojistik anlamında Sırbistan’dan gelmiştir.Bu;ei(f vede. Doğu Sorunu'nun başladığı 1875 yılında Karadağ ileri harekat içinolıiıiş güçlü bir silahlı yapıya kavuşmuştur.
1870'te Avusturya yönetimindeki Kotor koyunda isyan çıkmış ve Kaniş bu isyanı desteklemiştir. Avusturya güçleri yenilmişler ve gurur kmcıbirle rış yapmak zorunda kalmışlardır. Ancak bu, daha sonraki gelişmeleri? Avusturya'nın öfkesini, Karadağ ve Sırbistan’ın ise korkusunu artırmıştır,i yüzden, OsmanlI’ya karşı 1875 Hersek isyanı Cetinje ve Belgrat’ın arzusuşfe de değildi, çünkü Avusturya’ya Bosna'ya müdahale imkanı verebilirdi, İsî** inisiyatifi Avusturya’nın almasından korkan Karadağ, OsmanlI’nın ve büyıib!' lerin uyarılarına rağmen, isyanı desteklemeye başlamıştır. Aslında o dönesi' ki siyasi ilkelerine aykırı olmasına rağmen, Avusturya da başlangıçta bu iş^ desteklemiştir. tesettür