tesettür ve balkanlar konular
İsyan, Osmanlı otoritesini temelden sarstığı gibi Osmanlı rejiminin hadislere müdahale kabiliyetinden ne kadar uzak olduğunu da gösterdi. Hem isyan öncesinde merkezî idarenin adeta olaylara seyirci kalması, hem isyanın başlangıcında takınılan tavır ve hem de isyanı bastırmak için başvurulan tedbirlerin yetersizliği daha sonraki dönemlerde Balkanlar’da çıkacak isyanları tertip edenlere bir ön örnek oluşturdu. Ayrıca isyanın devletlerarası bir mesele haline gelmesiyle Büyük Güçler’in Osmanlı İmparatorluğu’nun iç sorunlarını devletlerarası platforma çekerek Osmanlı İmparatorluğu’ndan çeşitli tavizler koparma siyasetinin ilk pratiklerinden biri yapıldı.2) Miloş Obrenoviç ve Sırp Knezliği'nin Teşekkülü (1815-1839)
Kara Yorgi’nin Avusturya’ya kaçması ve Osmanlı ordusunun Belgrad’a girmesiyle Birinci Sırp İsyanı sona ermişti. Hurşid Paşa, isyanın bastırılmasında yararlılık gösteren Süleyman Paşa’yı Belgrad muhafızı olarak atadı. Sırbistan’da bir müddet huzur ve asayiş temin edildiyse de özellikle Süleyman Paşa’nın sert ve baskıcı yönetimi yüzünden Sırplar, bu kez Miloş Obrenoviç önderliğinde 1815 baharında yeniden isyan ettiler. Bu defa hem devletlerarası hem de iç vaziyet birinci isyanın vasatından farklıydı.tesettür Viyana Kongresi ile birlikte Avrupa'da Napolyon Çağı sona ermiş ve status quonun önemsendiği Restorasyon Çağı başlamıştı. Bu sebeple asiler Avrupa devletlerinin desteğini alamadılar.
464İ BALKANLAR EL KİTABİ
Öte taraftan Miloş da Kara Yorgi’den tamamen farklı bir lider pof^ du. Miloş, Kara Yorgi kadar iyi bir asker olmamakla birlikte siyasî gelişmeleri ondan çok daha iyi okuyan bir liderdi. Miloş, isyanınyji zulmeden Süleyman Paşa ve adamları yüzünden çıktığını ve Sırpİ3,.|'^^ isyan etmek gibi bir niyetlerinin olmadığı fikrini isyanı bastırmakla '5''^''^ rilen Osmanlı paşaları nezdinde işledi. Ayrıca paşalar arasındaki görjj^ larım derinleştirmek ve onları ihtilafa düşürmek için akıllı politikal;
İkinci Sırp İsyanı, Maraşlı Ali Paşa ile Miloş arasında varılan anlaşm teakip 1815 güzünde sona erdi. Buna göre vergileri knezler toplayacgjj^^H lerdeki bütün mütesellimlerin yanında birer knez ikamet edecek, reayag^''^ işleri bu knezlere birlikte yapılacaktı. Belgrad’da reayanın işlerine baka t kançılarya açılacak, ölüm cezası hariç suçluları knezler yargılayacaktı bütün knezlerin üstünde bir konuma sahipti. İkinci Sırp İsyanı, tarih sa
«ılı sallan
ne modern Sırp tarihinin gördüğü en kurnaz yöneticiyi, bir askerden çok lomat olan Miloş Obrenoviç’i çıkarmıştı. 1816’nın başlarından itibaren m/ Sırbistan’daki nüfuzunu çeşitli yollarla tesis etmeye girişti. Maraşlı Ali kurduğu yakın ilişkiden istifadeyle, sultan tarafından Ali Paşa’ya havale mukataaların gelirlerinin toplanması işini uhdesine alan Miloş, Ali Paşa'mny^ diği bir buyruldu ile Sırplar üzerinde başknez olmayı başardı. Bu şekilden,]^ Obrenoviç, nüfuzunu günden güne sağlamlaştırmaktaydı. Ancak 1817 Kara Yorgi’nin Sırbistan’a dönmesi Miloş’un planlarını alt üst etti. Miloş ve Yorgi arasında bu dönemde başlayan mücadele ile Sırbistan’da Obrenoviçlnk Karacorceviçler arasında kanlı hanedan kavgalarının tohumlan atıldı.
Sırbistan’dan kaçan Kara Yorgi, bir müddet Avusturya’da ikamet elıış daha sonra Rusya’ya gitmişti. Yunanların Balkan Hıristiyanlarım Osmani İmparatorluğu’na karşı ayaklandırmak için kurdukları Filiki Heteriya örgûiij. le de ilişki kuran Kara Yorgi, Sırpları ayaklandırmak amacıyla gizlice Tuna» rinden Sırbistan'a girdi. Gelişmeleri öğrenen Miloş hemen harekete geçerek,!! Temmuz 1817’de Kara Yorgi’yi öldürtüp kesik başını Maraşlı Ali Paşa’yatesliu etti. Kara Yorgi’nin öldürülmesiyle birlikte Sırbistan’ın tarihine büyük bir noktı konmuştu.
1821’de patlak veren Yunan isyanları Osmanlı İmparatorluğu büyük gailelere yol açmıştı. Bu durumdan faydalanmak isteyen Rusya, Bükreş Anlaşması’nm Memleketeyn ve Sırbistan ile ilgili maddelerine uymaya çf rıp aksi durumda savaş açmakla tehdit etmekteydi. Bu tehdide boyun eje Osmanlı İmparatorluğu, 7 Ekim 1826’da Rusya ile Akkerman Anlaşmasını» zaladı. Anlaşmayla iki devlet arasında 1812’den beri muallâkta kalan raese^ 1er, Rusya’nın lehine karara bağlandı. Sırplara ise dâhili işlerinde müstakilnlı» vergileri maktuan ödeme, Osmanlı memleketlerinde serbestçe ticaret yapı» Sırbistan’da istedikleri gibi hastane, okul, matbaa açma hakları tanındı.
BALKANLAR EL KİTABI |465
Akkerman Anlaşması ile kazandıklarım yeterli görmeyen çar 1. Nikola, 28 Nisan 1828’de Osmanhlara savaş ilan etti. Savaş, Osmanlı İmparatorluğu açısından başarısızlıklarla geçti. Hatta Ruslar, 22 Ağustos 1829'da Edirne'yi işgal ederek İstanbul’a giden yolu açtılar. Bu şartlar altında Osmanlı İmparatorluğu, Rusya’yla barış yapmaya mecbur kaldı. 14 Eylül 1829’da imzalanan Edirne Anlaşması’nm Altıncı Maddesi ile II. Mabmud, Akkerman Anlaşması’nm Sırplarla ilgili hükümlerini tamamen yerine getirmeyi ve ayrıca Semendire Sancağı’nın hudutları dışında kalan altı nahiyenin Sırplara terkini kabul etti. Miloş, Eylül 1830’da padişah tarafından verilen bir beratla Sırpların başknezi ve başknezli-ğin kendi soyundan devam etmesi imtiyazlarını aldı.tesettür 1833 Kasım’ında Rusya’nın baskıyla çıkarılan bir fermanla da, Sırp Knezliği’nin sınırları tespit edildi. Sırplara içişlerinde bağımsızlık hakkı hukuken tanındı. Böylece 1878’de bağımsızlığını kazanana kadar Sırbistan, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı özerk bir knezlik haline gelmiş oluyordu
Miloş’un iktidarında (1815-39) Sırbistan görece sakin bir dönem geçirdi. Onun emellerine ulaşmak için savaştan çok diplomasiyi tercih etmesi, Sırbistan’ı savaştan korudu. 1833’te knezliğin sınırlarını 24.440 km^ den 37.511 km^ ye çıkarması Miloş’un en büyük başarısıdır. 1815-1839 arasında Sırbistan’da Osmanlı unsurları etkilerini büyük oranda kaybettiler. Bu süreçte Müslümanların yavaş yavaş Sırbistan’ı terk etmesiyle etnik açıdan daha homojen bir toplum ortaya çıkh. Bu dönemde toprak düzeninde de önemli değişimler yaşandı. 1833’te ti-mar rejimi ilga edildi.
Müslümanlardan kalan arazilere kimin sahip olacağı en önemli sosyo-eko-nomik sorunlardan birini teşkil etti. İsyanlar devrinde Sırbistan’dan çıkarılan Müslümanların mülklerinden bir kısmı isyan liderlerinin ellerine geçmişti. Bu zümre Miloş için en büyük tehdidi oluşturmaktaydı. Bu tehlikeyi gören Miloş, onların büyük servetlere ulaşmalarını engellemek için arazileri toprak işleyenindir diyerek köylü kitlelere dağıttı. Bu politika Miloş’un toplumsal destek tabanını genişletmesine rağmen ona karşı gelişen muhalefeti de keskinleştirdi. Miloş’un Sırbistan’dan yapılan ihracatı kontrolüne almasından dolayı kentli tüccar ve eş-rafzümrelerinin ticarî gelirleri önemli oranda azaldı. Hem topraklarda köylülere kulluk yaptırma hakkından hem de ticaretin nimetlerinden mahrum kalan bu zümreler, Miloş’a muhalefetin toplumsal tabanını oluşturdular.
Miloş ve muhalifleri arasındaki gerilim ve anlaşmazlıklar Sırbistan’ın iç meselesi olduğu kadar büyük güçler arasında cereyan eden çıkar çatışmalarının bir parçasıydı. Rusya ve 8 Temmuz 1833 Hünkar İskelesi Anlaşması ile onun vesayeti altına giren Osmanlı İmparatorluğu, Sırbistan’da Miloş’un otoritesini sınırlandırmaya çalışırken, İngiltere ve Fransa, Miloş taraftarı bir siyaset takip ediyordu. Aralık 1838’de II. Mahmud, Miloş'un otoritesini anayasacılarla paylaşmasına yol açacak bir ferman yayınladı. Bu gelişme Miloş’un Sırbistan üzerinde-
1 i =
468İ BALKANLAR EL KİTABI
Mihail, 1866'da Karadağ, 1867’de Romanya ve Yunanistan'la ,
“'nâmı I
ittifaklar kurdu. Bulgaristan’daki isyan hareketlerine de destek-
Balkanlarda Osmanlı karşıtı güçlerin odağı haline geldi. Dışarıda bu takip eden Mihail, içeride ülkeyi sıkı bir istibdat rejimi ile yönetiyordu Mihail’in Haziran 1868’de bir suikastta öldürülmesiyle sona erdi.
Polift'
Mihail devrinde Sırbistan’da iktidar büyük ölçüde knezin kontrolündeı Sovjet ve SkupStina etkisiz kurumlara dönüştüler. Knezin ikametgâhında^ lara yakışan tarzda karmaşık teşrifat kuralları uygulandı. Ancak Mihail, derlerde bulunan hadiseleri önceden ve hızlı bir şekilde analiz etmeyetisjjj hip değildi. Bütün kararlar onun onayından geçmesine rağmen, bu kararlarajj vermek hususunda başarılı olamadı. Mihail rejimi, bir yandan özelliklebjjj ların çekişmelerinden kaynaklı bir parçalanma yaşarken öte taraftan toplu,,, katmanlarla da temasa geçmekte yetersiz kaldı. Bu yüzden Mihail'e karşı cepheli bir muhalefet doğdu. Basın üzerinde uygulanan sıkı sansür bu 11111^ fetin daha da güçlenmesine yol açtı. Mihail'e karşı muhalefetin güçlenmese, yaşanan kıtlık ve sel baskınlarının da dolaylı etkileri oldu.tesettür Bunun üzerinebıtj vergilerin artırılması kitlelerin memnuniyetsizliğini daha da artırdı.Ötetaralt, millî ordunun kurulması için çıkarılan kanun da halk tarafından iyi karşılam, dı. Köylüler orduya kaydolup askerî eğitim ile uğraşmayı çiftini çubuğunnbır, kıp bir tür kulluk olarak gördüler. Ülkenin gelirlerinin önemli bir kısmı, kıımb, bu ordunun masraflarına gitmekteydi. Mihail rejiminde köylülere kredi vemü suretiyle onları tefecilerin elinden kurtarmaya dönük olarak bir fon kuruldm, cak bu sorunun çözümünde büyük bir başarı elde edilemedi.
Mihail’in öldürülmesinden sonra ordunun desteği ile 14 yaşındaki yş;, Milan Obrenoviç (Knez 1868-1882 Kral 1882-1889), Sırp Knezliği'nin başı getirildi. Milan, Mihail’den farklı olarak Pan-Sırbist fikirlere sıcak bakmıyonİ! Ancak Sırp entelektüel ve politikacıları arasında bu fikirler etkisiniyitirnıekşiş le dursun gittikçe güçlenmekteydi. Temmuz 1875’te patlak veren Hersekisyıs Sırbistan'da milliyetçi atmosferi daha da yoğun bir hale getirdi. Rus taraftaniş işleri bakanı Yovan Ristiç’in etkisi altında 30 Haziran 1876’da Sırbistan,Karab; ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu'na savaş açtı. Sırplar, bu savaştan Ortajii Sırp İmparatorluğu'nu yeniden kurarak çıkacaklarını düşünüyorlardı.
AncakOsmanlı birlikleri Sırpların saldırılarını püskürttükleri gibi Aleksiaac ele geçirerek Belgrad yolunu açmayı başardılar. OsmanlIların Sırbistan'ıate lan Rusya'nın Balkan politikasının tamamen iflas etmesi anlamına gelccelt Bu durumun tahakkuk etmemesi için hemen harekete geçen Rusya, Os»"'^ İmparatorluğu’na Sırbistan ile savaşın derhal durdurulmasını isteyenbitiİP matom verdi. İmparatorluğun hem iç hem de dış vaziyetinden dolayı bııilt^ matom kabul edildi. 1 Mart 1877'de de iki taraf arasında statusguoc temelinde barış anlaşması imzalandı.
Sırbistan 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'na ancak Rusya’nın kesin zaferini sembolize eden Plevne'nin düşmesinden sonra, 10 Aralık 1877'de, katıldı. OsmanlI İmparatorluğu, 3 Mart 1878’de Rusya’yla Yeşilköy Anlaşması’nı imzaladı. Anlaşmayla Rusya’nın vesayeti altında büyük bir Bulgaristan ortaya çıktı. Sırbistan ise Niş’i topraklarına kattı. Bu anlaşma ile Rusya’nın çıkarlarına hizmet etmesi kesin olan büyük bir Bulgaristan’ın kurulması Avrupa devletlerini huzursuz etmeye yetti. Bu tehlikenin önünü almak üzere 13 Haziran’da Berlin’de Büyük Güçler’in katıldığı bir kongre toplandı. Görüşmeler 13 Temmuz 1878’de Berlin Anlaşması’nm imzalanmasıyla sonuçlandı. Bu anlaşma ile Sırbistan Niş’ten başka Vranya, Pirot ve Toplica’yı topraklarına kattı ve tamamen bağımsız bir devlet olduğu hukuken kabul edildi.
Harita 21: Sırp devletinin bağımsızlığı ve genişlemesi
Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu’nu mağlup etmesi sayesinde bağımsızlığını kazanmasına rağmen Sırp yönetimi, kendini aldatılmış hissediyordu. Bunun yanında Rusya’nın Sırbistan ve Karadağ’ı, Karadağ prensinin idaresi altında birleştirme projesi Milan Obrenoviç’i Rusya'ya karşı bir alternatif aramaya yöneltti. Onun görüşüne göre, Sırbistan’ın selâmeti, Avusturya-Macaristan ile kurulacak yakın ilişkide yatmaktaydı. Yapılan ekonomik ve politik anlaşmalarla Sırbistan, Avusturya-Macaristan'ın yörüngesine girdi. Bunun karşılığında Milan, Avustuıya-Macaristan İmparatorluğu'ndan, kral olma arzusuna onay aldı. Bu destekle Milan Obrenoviç, 1882’de kendini kral ilan etti. Destek bununla da sınırlı kalmadı. 1885'de Milan'ın Bulgaristan'a açtığı savaşın bir felaketle sonuçlanması Avusturya-Macaristan'ın yardımı ile önlendi. Bu arada Sırbistan'da tesettür
