tesettür ve balkanlar bilgileri
Bu taktiğe kızan Nikola, Sırp general Jankovic’e danışmadan ve onun isteği hilafına orduya İşkodra’ya saldırma emri vermiştir. Buna kızan Jankovic istifa etmiştir, ancak onun yerine gönderilen General Pesic de farklı düşünmüyordu. Onun taktikleri ancak Karadağ güçlerinin Sırbistan’ı boşaltan ve Adriyatik’e çekilen Sırp ordusuna güvence sağlamakla kalmış ve ülkeyi savunamamıştır. Neticede 1915 sonuna doğru Sırbistan’ı tamamen işgal eden Avusturya güçleri, 1916 başında Karadağ’a saldırmışlar, birkaç gün içinde Cetinje’yi alarak tüm ülkeyi işgal etmişlerdir.Cetinje’nin düşmesi üzerine Podgorica’ya çekilen ve sahilde sıkışan Sırp güçlerinden iki gün sonra, 19 Ocak 1916’da ülkeyi terk eden kral ve hükümet Fransa'ya yerleşmiş ve orada sürgün yönetimi oluşturulmuştur. Karadağ ordusu ise 21 Ocak’ta teslim olmuştur. Avusturya, işgal altında tuttuğu dönem boyunca Karadağ'da bir askeri yönetim kurmuştur. Balkanları boşaltan Sırp ordusunun müttefiklerin yardımıyla yeniden karaya çıkması ve ilerlemesi ile Karadağ için de kurtuluş günleri yaklaşmış, 11 Kasım 1918’de son bulan Sırp-Karadağlı ve müttefik harekatı ile burası da kurtarılmış, ancak Nikola bir daha ülkesine dö-nememiştir.
458 BALKANLAR EL KİTABI
KAYNAKÇA
Andonyan, Aram, Balkan Savaşı, çev. Zaven Biberyan, 2. Baskı, İstani, Beydilli, Kemal, "Osmanlı Siyasi Tarihi - Küçük Kaynarca’dan Yıkı] , Devleti Tarihi, Cilt 1, yay. E. İhsanoğlu, İstanbul,
Emecen, Feridun, "Osmanlı Siyasi Tarihi: Kuruluştan Küçük Kay OsmanlI Devleti Tarihi, Cilt 1, yay. E. İhsanoğlu, İstanbul, I999. ^ Gencer, Ali İhsan, "Paris Anlaşmasından Sonra Osmanlı İmparatorluğa 1870J", Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, C.ll, İstanbul, 1993^'*^ 502. ’
---, "1871-1876 Yıllan Arasında Osmanlı İmparatorluğu", Doluştan&■
Büyük İslam Tarihi, C.ll, İstanbul, 1993, s.503-521. %
Glenny, M., The Balkans; Nationalism, War and the Great Powers isc^, London, 2000. ^
Jovanovic, Radoman, "Borba za Teritorijalno Prosirenje i Medjunju, Priznanje Crne Göre (1852-1878)" Crna Gara, Beograd, 1976. Kodaman, Bayram, "Osmanlı Siyasi Tarihi (1876-1920)", Doğuştan Cû/ıiiı,-Büyük İslam Tarihi, Cilt 12, İstanbul, 1993.
Ortaylı, İlber, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, 3. Baskı, İstanbul, 1995, Pejovic, Dzoko, "Stvaranje Drzave i Jacanje Jedinstva Crnogorskih i Bnlsjj Plemena (Kraj XVII - Srijedine XIX vijeka)" Crna Gora, Beograd, 1976. Rakoçevic, Novica, "Razvitak moderne drzave i gradjanskog drustvauCtîj Gori" Crna Gora, Beograd, 1976.
Rovinski, Crna Gora u Proslosti i Sadasnosti, Cetinje, 1993.
Subaşı, Turgut, "Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz”, Türk/er, C.12, Ani® 2002, s.753-781.
Llçaroi, Rıfat, "Yakınçağ Başlarında Osmanlı İmparatorluğu (1787-181S)' Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, 11.Cilt, İstanbul, 1993,5.203-351.
...., "Osmanlı İmparatorluğu İçinde Bağımsızlık Hareketleri", Dojş'
Günümüze Büyük İslam Tarihi, 11. Cilt, İstanbul, 1993, s.355-383. Yalçınkaya, Alaaddin, "III. Selim ve II. Mahmut Dönemleri Osmanlı Dış Politikas' Türkler, C.12, Ankara 2002, s.629-659.
SIRBİSTAN: İSYANLAR VE BAĞIMSIZ DEVLET
Yrd. Doç. Dr. Selim Aslantaş Hacettepe Üniversitesi
XIX.jmzyıl arifesinde modern Sırbistan’ın teritoryal çekirdeğini oluşturan Semendire Sancağı'nda (Belgrad Paşalığı) çok ciddî İdarî ve sosyo-ekonomik sorunlar yaşanmaktaydı. XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sancakta toprak düzeni önemli bir değişim geçirmekteydi. Mirî topraklar, ağa ve bey takımının tasarrufundaki çiftliklere dönüşmekteydi. Bu zümrenin Sırbistan’daki mümessillerinin çok önemli bir kısmı kale ve palankaları muhafaza etmekle görevlendirilen yamaklardı. Yamaklar çeşitli yollarla mirî arazileri ele geçirmişlerdi. Çiftlikleşme süreciyle birlikte tasarruf ettiği toprakları yamaklara kaptıran reayanın sosyo-ekonomik vaziyetinde önemli bozulmalar meydana gelmişti. OsmanlI merkezî idaresi yamakların reaya üzerindeki baskılarına son vermek için zaman zaman çeşitli tedbirlere başvurdu. Bunlardan en kapsamlısı 1788-91 Osmanlı-Avusturya savaşının sona ermesinden sonra yamakların, sancaktan çıkarılması ve bütün çiftliklerin ilga edilmesi oldu. 1793-99 arasında, 111. Selim reformlarının destekçisi Hacı Mustafa Paşa’nın Belgrad muhafızlığı döneminde, Sırbistan’da reaya açısından görece rahat bir devir yaşandı. Ancak yamakların Vidin muhafızı Pazvandoğlu Osman’ın verdiği destekle 1799’da sancağa dönmeleri, bu devrin kapanmasına yol açtı. Yamaklar döner dönmez daha önce yaptıkları gibi reaya üzerinde baskı uygulamaya başladılar. Bu baskıları durdurmaya çalışan Hacı Mustafa Paşa, yamak reisleri dayılar tarafından Aralık 1801’de katledildi.tesettür 1802-04 arasında dayıların idaresi altına sancakta tam bir baskı rejimi kuruldu.
Birinci Sırp İsyanı (1804-1813)
1803’ün sonlarına doğru Sırp knezleri dayıları devirmek için isyan hazırlığına giriştiler. Knezlerin hazırlıkları dayılar tarafından öğrenilince sancakta tam bir insan avı başladı. 1804’ün ilk günlerinde yetmişten fazla Sırp knezi idam edildi.
460/ BALKANLAR EL KİTABİ
Dayıların ölüm listesi için de Şumadiya bölgesinin ileri gelenlerinde de vardı. Kara Yorgi, 1788-91 Osmanlı-Avusturya savaşında Avustu'L*'f*' duğu freicorps birliklerinde yer almış, bir müddet haydutluk yapmış
tan edindiği ganimetlerle domuz ticaretine atılmış ve Hacı Mustafa
”(İ(| •bayıla,
müsait ortamından yararlanarak belli bir zenginliğe kavuşmuştu. Dav
Sırp ileri gelenleri gibi onu da yakalayıp öldürmeleri için adamalarını yüne göndermişler ancak Kara Yorgi onların elinden kurtulmuştu. Kısa^J^' içinde çevresine bir miktar Sırbı toplamayı başaran Kara Yorgi, Şubatı.'^' Oraşats’da yapılan toplantıda Şumadiya'daki isyanın lideri olarak seçildi çim aynı zamanda Birinci Sırp İsyanı’nm başlangıcına işaret ediyordu. ^
Sırbistan’daki isyanı dayılar rejimini ortadan kaldırmak ve merkezî yeniden tesis etmek için bir fırsat olarak değerlendirmek isteyen Osmajiı^ netimi, ilk aşamada asilere sempati ile yaklaşmaktaydı. Asiler de isyanınsaıi|^ sultanın otoritesini hiçe sayan, halka zulmeden dayılara karşı olduğunuj|jj| ediyorlardı. Bununla birlikte Kara Yorgi ve arkadaşları yabancı güçlerleteuj, geçmişlerdi. İlkin Avusturya’nın desteğini almaya çalıştılar. Avusturya'nın^ içindeki Sırpları da harekete geçireceği ve Osmanlı İmparatorlu ile ilişid^ bozacağı endişesiyle Sırbistan’da olup bitenlere karşı görece tarafız kalması,,j leri, din ve ırk kardeşleri olan Ruslara yöneltti. Avusturya gibi Rusya daisyaj, ilk aşamasında asilere açık destek vermekten kaçındı. Asilerin budışdestekm. yışı, Bâb-ı Âli’yi, sorun devletlerarası boyuta taşınmadan önce isyanın bir;eb|. de sona erdirilmesine dönük tedbirler almaya itti. Bu amaçla, Bosna valisi! Bekir Paşa, asiler ile dayılar arasındaki münazaanın sona erdirilmesi için göm lendirildi. 1804 yazında Belgrad’a gelen Ebu Bekir Paşa, dayıları yakalatıpidn ettirdi. Sırplara huzur ve asayişin sağlanacağına, sancakta bir daha bu tûnlf. mezalimin yaşanmayacağına dair teminat verip ve asi liderlerinden deisyi'; durduracaklarına dair söz alıp 1804 güzünde Belgrad’dan ayrıldı.
Bu arada Osmanlı-Rus ilişkileri bozulmaya başlamıştı. Rusya, Osmıi! İmparatorluğu'ndan Fransa'ya karşı daha aktif bir siyaset yürütmesinibei ken, Bâb-ı Âli, mümkün olduğu ölçüde Fransız-Rus mücadelesinden uzakdu» ya çalışıyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun bu siyaseti, Rusya’nın Sırp isyaııito şısındaki tutumunu değiştirmesine yol açtı. Asilerin Şubat 1805‘te Petersbui|: gönderdikleri heyet, Rusya’nın yardım vaadiyle Sırbistan’a geri döndü,Buv» din de etkisiyle asiler, Osmanlı yönetiminden özerklik talep ettiler. Sırbistaniıb vaziyetin gittikçe karmaşık bir hal alması Bâb-ı Âli’yi isyanı zor kullanarak bu tırma politikasına yöneltti.tesettür Ancak isyanı bastırmaya memur edilen Nişnıubıs^ Hafız Mustafa Paşa, 1805 yazında İvankovats’ta asiler tarafından durdunık’ 1806 baharında Osmanlı yönetimi bu defa İskenderiyeli İbrahim Paşayı lendirdi. İbrahim Paşa da asiler karşısında herhangi bir varlık gösteremedi
İsyan bu minval üzere seyrederken 111. Selim’in Fransız elçisi Sebastiani'nin de kışkırtmasıyla Eflak ve Boğdan voyvodalarım azletmesi, Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında süregelen gerginliği sonu savaşa varacak bir krize dönüştürdü. Rusya, voyvodaların hemen görevlerine iadesini isteyerek aksi durumda savaş açacağı tehdidinde bulundu. Bir müddet kararsız kalan III. Selim, sonunda voyvodaların görevlerini iade ettiyse de bu gelişme Rus ordularının OsmanlI topraklarına girmelerine engel olamadı. Aralık 1806'da da Osmanlı imparatorluğu Rusya'ya savaş ilan etti.
Rusya ile savaşın başlaması Sırbistan’daki isyanın bir an evvel bastırılmasını daha da elzem hale getirmişti. Kuvvet kullanarak bu meseleyi çözemeyeceğini gören Bâb-ı Âli, 1806 yazında Sırplara bazı İdarî ve malî imtiyazlar tanıdı. Ancak bu imtiyazlar asileri teskin etmeye yetmedi. 8 Ocak 1807’de Belgrad'ı ele geçiren asiler, Rusların da kışkırtmasıyla isyanda devam kararı aldılar. Tam isyanın sona erdiği düşünülürken, asiler, Belgrad ve çevresinde Müslümanlara karşı katliama giriştiler. Hıristiyanlığa geçenler ve şehirden kaçmayı başarabilenler dışında Müslümanların önemli bir kısmını öldürdüler.
İsyanın bu şekilde devam etmesi Rus siyasetinin bir başarısıydı. Ancak Napolyon'un 14 Haziran 1807’de Friedland’da Rus ordularını mağlup etmesi Rusya’nın bu başarıyı siyasî ve askerî bir kazanca dönüştürmesine mani oldu. Rusya, 9 Temmuz 1807’de Fransa ile Tilsit Anlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı. Anlaşmanın gizli bir maddesine göre Rusya, Osmanlı İmparatorluğu ile ateşkes yapacak eğer Osmanhlar ateşkesi kabul etmez ise Fransa ve Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’nu işgal edeceklerdi. Devrin iç ve dış siyasî şartlarından dolayı Bâb-ı Âli’nin ateşkesi kabul etmekten başka bir şansı yoktu. Mayıs 1807’de İstanbul’da patlak veren Kabakçı Mustafa İsyanı 29 Mayıs’ta 111. Selim’in tahttan indirilmesiyle sonuçlamıştı. Çok sıkıntılı bir dönemden geçen Osmanlı İmparatorluğu, Rusya ile 25 Ağustos 1807’de Slobozia adasında mütareke anlaşması imzaladı.
Savaşa ara verilmesine rağmen Rus askerlerinin ateşkes şartlarına uymamaları ve Tuna’nın aşağısını boşaltmamaları yüzünden Osmanlı birlikleri asilere karşı etkili operasyonlar düzenleyemediler. Bu dönemde Osmanlı yönetimi, çeşitli aracılar vasıtasıyla asileri silah bırakmaya ve raiyyet hukukuna riayet etmeye çağırdı. Fakat asiler bu çağrılara olumlu cevap vermediler. Özellikle Rusya’nın Sırbistan’a gönderdiği Rodofinikin adlı temsilci, isyanın lider kadrosu arasındaki iç çekişmelerden de istifade ile asilerin takip edeceği siyaset üzerinde büyük ölçüde kontrol kurmayı başardı.
Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ateşkes uzun sürmedi. Beklenen savaş Nisan 1809’da yeniden başladı. Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu ile yeniden savaşa tutuşmasından oldukça memnun olan asiler, dört bir koldan Osmanlı
4621 BALKANLAR EL KİTABİ
güçlerine karşı saldırıya geçtiler. Ancak Niş muhafızı Hurşid p 1809’da asileri Kameniçe mevkiinde ağır bir yenilgiye uğrattı.
de Sırplar yenilmeye başladılar. Hatta bir ara Osmanlı güçleri Bel yolu açmayı başardılar. Rusya’dan bekledikleri yardımın gelmemesf^'**^^ ordusu karşısındaki yenilgiler, asileri, Fransa ve Avusturya nezdin^ arayışına yöneltti. Fransa, Osmanlı İmparatorluğu İngiltere ile ittifaij^ sürece asilere destek vermeme siyaseti güdüyordu. Avusturya po|itj|j^"^ veren Kont Metternich
taraftan Avrupa’daki siyasî dengeler değişmekteydi. Tilsit'te başlayan fıjJ Rus yakınlaşması yerini gittikçe güçlenen bir düşmanlığa bırakmıştınız Fransa ile bir savaşa girmeden önce mutlaka Osmanlı İmparatorluğu ilej-J' yapmak istiyordu.tesettür OsmanlIları barış masasına oturtmanın ancak onlaıj^ mağlubiyet tattırmakla mümkün olacağını hesaplayan Rusya, Sırp cephesijıj.^ askerî operasyonlarını artırdı. 1810 güzünde Ruslar, Fethülislam’ı elegeçjfj 1er. Şubat 1811’de bir Rus birliği Belgrad’a girdi. Bütün bunların yanındaTnj, sahilindeki savaşta kritik bir gelişme oldu: Rus general Kutuzof, akıllıcap|j, lanmış bir askerî harekâtla Osmanlı ordusunun Rumeli ile bağlantısını kesircı sadrazam Laz Ahmet Paşa Kutuzof’a mütareke teklif etmek zorunda kaldılj devletin murahhasları arasında 31 Ekim 1811’de Yergöğü’nde başlayanfe müzakereleri, 28 Mayıs 1812’de Bükreş Anlaşması'nın imzalanmasıylasoıı^ landı.tesettür Anlaşmanın Sekizinci Maddesi Sırp meselesi ile ilgiliydi. Bumaddeyegoc Osmanlı İmparatorluğu asileri affedecek, asiler ellerindeki kale ve palanla^ mühimmatlarıyla birlikte Osmanlı askerlerine teslim edecekler, Sırplardâiş lerinde serbest olacaklar, vergiler maktua bağlanacaktı.
Osmanlı yönetimi, bu maddeye dayanarak asilerden teslim olmalannıisttc Asiler ise Rusya’nın bir anda kendilerini yalnız bırakmasından hayal kırıklıjn uğramış olmalarına rağmen anlaşmanın şartlarına uymayı reddettiler.Rusya'm böyle bir anlaşmayı Fransa tehlikesinden dolayı imzaladığını, çar I. Aleksandei' Napolyon’u bertaraf ettikten sonra kendilerine yeniden yardımda bulunacaj: düşünen Kara Yorgi ve arkadaşları, İstanbul’a ve bölgedeki Osmanlı paşalanc temsilciler gönderip müzakere bahanesiyle zaman kazanmaya çalıştılar.Busiıi setin farkında olan II. Mahmud ve sadrazam Hurşid Paşa meseleninancaksM zoruyla halledileceğini düşünmekteydiler. Bu amaçla bir yandan Sırp temsile lerle görüşmeler yürütülürken öte taraftan askerî hazırlıklara hız verildUiH yazında Bosna, Niş ve Vidin taraflarından harekete geçen Osmanlı ordular» leri her tarafta geriletmeyi başardılar. Beklenenin aksine asilerin direnişil» zamanda kırıldı. 3 Ekim 1813’te Kara Yorgi Avusturya’ya kaçtı. 5 Ekiml8l31^
BALKANLAR EL KİTABI İ463
(je OsmanlI birlikleri Belgrad'a girdiler. Böylece Birinci Sırp İsyanı bastırılmış oluyordu.
Birinci Sırp İsyanı, hem modern Sırbistan hem de Osmanlı tarihi açısından önemli sonuçlar doğurdu. İsyan boyunca Sırpların yaşadığı tarihsel tecrübe daha sonraki dönemler için belirleyici önemi haizdir. Osmanlı hâkimiyetinin fiilen mevcut olmadığı bu dönemde, modern Sırbistan’ın siyasî, İdarî ve sosyo-e-konomik yapılarının nüveleri oluştu. 1805 güzünde Kara Yorgi'nin otoritesini sınırlandırmak için teşkil edilen Sovjet politik hayatın önemli bir odağı haline geldi. Asi liderlerinin kendi aralarında yaşadıkları çekişme ve çatışmalar XIX. yüzyılda Sırbistan’ın sık sık maruz kaldığı siyasî parçalanmaların ve hizipleşmelerin istikamet ve niteliğini belirledi. İsyandan önce eski bir haydut ve domuz tüccarı olan Kara Yorgi’nin isyanda gösterdiği politik-askerî liderlik, daha sonra Sırbistan’a çeşitli aralıklarla hükmedecek Karacorceviç hanedanın meşruiyetinin zemini oldu. İsyan, 19. yüzyılın ortalarına doğru Sırp entelektüeller arasında gelişen romantik milliyetçi hareketin tarihsel referans noktalarından bir haline geldi. Sırp tarih yazıcılığında üzerine en çok durulan tarihsel hadislerden biri oldu. Bugün isyan üzerine sayısı on bini geçen geniş hacimli bir külliyat mevcuttur. Bu külliyatta istisnalar olmakla birlikle genelde isyan, Sırp bağımsızlık hareketinin başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir.tesettür
