tesettür giyim ve balkanlar bilgi

tesettür giyim ve balkanlar bilgi

 Sadrazam Damad Ali Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu 1715 yılındı İstanbul'dan hareket ederek Mora'yı tekrar fethetti. Avusturya’nın da savaşa gir
BALKANLAR EL KİTABI İ329
ı^gsi sebebiyle mücadele uzadı. Ancak 1718'de yapılan Pasarofça Antlaşması ile Avusturya'ya Sırbistan taraflarında toprak terk edilmesine rağmen, Mora tekrar gsiTianlı İmparatorluğu sınırlarına dahil olmuştu.
Yunanistan’da Bağımsızlık Rüzgârları
OsmanlI topraklarında yaşayan Rumlar, Osmanlı İmparatorluğu tarafından ıjevletin üst düzey görevlerine getirilmiş ve yaptıkları ticaretle de zenginleşmişlerdi. Bu zenginlik, Rum okullarının sayısının artmasına, yeni kütüphaneler açılmasına ve Avrupa’dan kitapların tercüme edilmesine yardımcı oldu. XVIII. jüzyılın sonlarında meydana gelen Fransız thtilali'nin yaydığı milliyetçilik ve bağımsızlık fikirleri Osmanlı topraklarında yaşayan milletleri de etkiledi. Sırplar isyan edip, muhtariyetlerini kazandılar. Regas, Laskaris, Koreas gibi yazarlar da eserleri ile Yunan halkını bilinçlendirdiler.
1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ege Denizi'ne gelen Rus donanması, Rumları ayaklandırmak için faaliyette bulunmuş ve bazı ufak çaplı ayaklanmala-rasebep olmuştu. 1787-1792 yılları arasında OsmanlIlar ile Avusturya ve Rusya arasında meydana gelen savaş sırasında, bu iki devlet Grek Projesi adı altında Osmanlı İmparatorluğu’nu ortadan kaldırarak, Bizans'ı yeniden kurmayı plan-ladılarsa da, bunu gerçekleştiremediler. Rusya devamlı olarak Rumları, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı kışkırtıyordu. 1815 Kasım'ında Yunan Denizi'nde, İngiltere'nin himayesinde kurulan Yedi Ada Cumhuriyeti, Mora Rumlarına bağımsız bir devlet için örnek oluşturmuştu.
Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa da, Rumların bilinçlenmesinde önemli rol oynadı. Ali Paşa kiliseler yaptırmış, Rumca eğitimi teşvik etmiş ve diplomatik jazışmalarında Rumca'yı kullanmıştı. Ayrıca birçok Rum’u da asker olarak hizmetinde istihdam etmişti. Bunların çoğu daha sonra patlak veren Yunan isyanında komutan olarak görev yaptılar. Ali Paşa, Rumlara imtiyazlar vermekle birlikte onlar üzerinde sıkı bir denetim de kurmuştu. Tepedelenli, 1820'de isyan edince, bu denetim de ortadan kalktı ve ayaklanmayı düşünen Rumlar bu isyandan yararlanma yoluna gittiler. Ali Paşa da, Osmanlı kuvvetlerinin üzerine gelmesini engellemek için adamlar göndererek Mora ahalisini isyana teşvik etmişti.
Bir Rum tüccarı olan Manuel, Hoca Bey’de yanına iki kişi daha alarak Philike Heteiria'yı (Dostluk Cemiyeti) kurarak bağımsızlık yolunda ilk adımı attı. Cemiyetin başkanlığına Aleksandr İpsilânti getirildi. Bu gelişmelerin ardından II.Mahmud'un üzerinde derin tesiri olan Halet Efendi kandırılarak, onun girişimleriyle Eflak ve Boğdan voyvodalarının azlolunması sağlandı ve yerlerine Eterya'nın girişimlerine uygun hareket edecek kişiler tayin ettirildi. Bugünkü Bomanya'yı oluşturan bu iki voyvodalığa XVIII. yüzyılda Fenerli Romlardan tayin yapılırdı.
Fransa ise İngiltere'nin de onayını alarak, Mora’da hakimiyeti sağ], olan Kavalalı Mehıned Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşayı buradan çıkanr,X asker sevk etmeye karar verdi. İbrahim Paşa, bu durum üzerine Fran*''''S anlaşarak, Mora’dan ayrıldı. Onun ayrılmasının hemen ardından 9 1827'de, Fransızlar Mora’ya çıktı. Üç devlet ayrıca BabIâli’ye bir nota ver OsmanlIların Mora’ya asker göndermesi durumunda, bunu savaş sebebi '**'
Gaklarını bildirdiler. Osmanlı İmparatorluğu, Mora’da durumu lehlerinedönıj^ muşken, bu hadise ile buradaki hakimiyetlerini hukuken olmasa dafiilea|j^' betmişti. Ancak bu duruma rağmen taviz vermeden, inatla önceki politi|(,j^ devam etti. Müttefikler, Mora’nın işgaliyle yetinmediler ve Kiklad adalarıyijjı^ likte, Rodos ve on iki adanın da himayelerine alındığını belirttiler. Ayrıca 22|i|,^ 1829’da Londra’da imzaladıkları yeni protokolle kurulacak Yunan Devleii'n^ statüsünü ve sınırlarını belirlediler. Bu sırada devam eden Rus savaşını kayjı^ den OsmanlI İmparatorluğu, imzaladığı Edirne Antlaşması’nın 10. maddesij, alınan kararları tanımak zorunda kaldı.
Özerk Yunan Devleti'nin, Rusya’nın baskısı ile kurulması ve onun tesiri^ girmesi tehlikesi üzerine İngiltere, Fransa'yı da yanına alarak, tamamen ba. ğımsız Yunanistan için harekete geçti. Londra’da üç devlet arasında yapıla, görüşmelerde, 22 Mart protokolünde çizilmiş sınırlar küçültülerek, bağımsı; Yunanistan’ın kurulmasına karar verildi. İngiltere, kendi çıkarları açısından ki. çük bir Yunanistan'ı tercih ediyordu. Londra’da 3 Şubat 1830’da imzalananbı protokol kararlarını Osmanlı İmparatorluğu, 24 Nisan 1830’da tanıdı. Böylecı OsmanlI toprakları üzerinde ilk bağımsız Hıristiyan devleti kurulmuş ve bu dev let de OsmanlIlar tarafından tanınmıştı. Aslında, bu daha sonra Balkanlafdavı imparatorluğun diğer bölgelerinde meydana gelecek parçalanmanın başlanjı aydı. Yunan isyanının sürdüğü tarihlerde, yeniçeri ocağı ortadan kaldırılmış yeni bir ordu kurulamadan da Ruslar savaş ilân etmişlerdi. Bu yüzden Osmanlı İmparatorluğu, gelişmeler karşısında hiçbir varlık gösterememiş, Rus savaşındı da feci bir mağlubiyete uğramıştı.
Yunanistan'ın kurulduğu ve daha sonra genişlediği topraklarda büyük sayıda Türk nüfus vardı. İlkönce 1830'da bağımsız Yunanistan kurulunca, MoraveAttikf yarımadası ile Eğriboz Adası'nda bulunan Türklerden sağ kalanlar Osmanlı topraklarına göç ettiler. İkinci büyük göç dalgası Balkan savaşlarından sonra gerçekleşti. Rum katliamından kurtulan yüz binlerce Selanikli, Manastırlı ve Yanyalı Türk, Anadolu’nun ve Trakya’nın çeşitli yerlerine yerleştirildi. Yunanistan'da, Batı Trakya'nın dışındaki bölgelerde kalan son Türkler ise Lozan Antlaşmasina göre yapılan nüfus mübadelesiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne geldiler, XIX.yüzyılın başlarında Yunanistan’ın en büyük nüfus grubunu oluşturan Türklerden, bugün sadece Batı Trakya'da bulunan yaklaşık 100 bin kişi kaldı.
((HVNAKLAR
fvangel'^ Balta, "The Bread in Greek Lands During the Ottoman Rule", Tarih Araştırmaları Dergisi, sayı: 27 (Ankara 1994), s. 199-226.
"OsmanlI Devleti'nde Rum Milleti ve Ekonomik Gelişmişlikleri", OsmanlI Oevleti'nde Din ve Vicdan Hürriyeti, s. 229-254.
Hljral Bayrak, "Osmanlı Arşivleri Işığında Rum İsyanı Sırasında Avrupa Devletlerinin Tutumu", Osmanlı, II (Ankara 1999), s. 71-86.
Kemal Beydilli, "Küçük Kaynarca’dan Yıkılışa", Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Tarihi, I, ed. Ekmeleddin İhsanoğlu, İstanbul 1994, s. 84-87.
Mustafa Cezar-Midhat Sertoğlu vd.. Mufassal Osmanlı Tarihi, I, V-VI, İstanbul 1958-1972.
İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, 1, IV, İstanbul 1971-1972.
Hacet Çelebi, '‘XVII. Yüzyıl Sonlarında Mora'nın Venedikliler Tarafından İşgali", Türkler, IX, ed. H. C. Güzel-K. Çiçek-S. Koca, Ankara 2002, s. 773-783.
tesettür giyim Vavuz Ercan, Osmanlı Yönetiminde Gayrimüslimler, Ankara 2001.
Vaşar Ertaş, Mora'nın Fethinde Osmanlı Sefer Organizasyonu (1714-1716), Marmara Ün. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, İstanbul 2000.
Misha Glenny, Balkanlar 1804-1999: Milliyetçilik, Savaş ve Büyük Güçler, çev. Mehmet Harmancı, İstanbul 2001.
Ahmet Halaçoğlu, Balkan Harbi Sırasında Rumeli'den Türk Göçleri (1912-1913), Ankara 1994.
Yusuf Halaçoğlu, "Yunanistan'ın Osmanlı Devleti’ne Karşı Takip Ettiği Siyaset (1885-1916)" Türk Dünyası Araştırmaları, sayı; 6 (İstanbul 1980), s. 14-25.
tesettür giyim ■—,‘Baö Trakya Türkleri", Türk Kültürü, sayı; 367 (Ankara 1993), s. 673- 682. M.MuratHatipoğlu, Yunanistan'da Etnik Gruplar ve Azınlıklar, Ankara 1999.
Halil İnalcık, "Türkler (OsmanlIlar: Başlangıçtan XVI. Asrın Sonuna Kadar)", İslâm Ansiklopedisi, Xll/2, 286-290.
••“."Osmanlı Tarihine Toplu Bir Bakış", Osmanlı, 1 (Ankara 1999), s. 37-132.
—“Osmanlı İmparatorluğu'nda Kültür ve Teşkilât", Türk Dünyası El Kitabı, Ankara 1976, s. 974-990.
Nicolae Jorga, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, 1-11, V, çev. Nilüfer Epçeli, İstanbul 2005.
Nedim İpek, Rum İsyanı ve Sonrasında Türk-Yunan Nüfusu Meselesi Kongresi, 111/1 (Ankara 2002), s. 471 vd.
bentKayapınar, Osmanlı Klasik Dönemi Mora Tarihi, Ankara Ün. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, Ankara 1999.
OSMANLI DÖNEMİNDE ARNAVUTLUK
Doç. Dr. Bilgehan Pamuk Gaziantep Üniversitesi
Arnavutların, Balkan Yarımadasına en erken gelip yerleşmiş olan Hind-! Amıpa kökenli İliryalılara dayandıkları yaygın olarak kabul edilen bir görüştür.
Balkanların en eski halkları arasında zikredilen îliryalıların müstakil bir devlet I olarak tarih sahnesinde görülmedikleri, daha ziyade muhtelif devletlerin hâkimiyetleri altında kaldılar. Roma, Bulgar, Sırp, Bizans hâkimiyetinde bulunan I Arnavutluk, 1385-1912 tarihleri arasında Osmanlı idaresindeydi.
I OsmanlIların bölge için kullandıkları Arvanid-Arnavut tabiri, BizanslIların ! Orta Arnavutluk'a verdikleri Arbania kelimesinden gelmektedir. XII. yüzyıldan ■ itibaren BizanslIlar tarafından yaygın olarak kullanılan bu tabirin, etnik olmaktan ziyade siyasal ve dinsel bir yapıyı temsil etmekte olup Katolik Arbonan bölgesindeki nüfusu tanımlamıştır. Bu bölgenin dışında kalanlar ise Romaia, Gracei, Sklavinoi, Sclavinus, Bulgario ve Epirotlar şeklinde adlandırılmıştır. Gerçi MÖ. III.yüzyıldan itibaren bölge, İliryalılar ve Epirliler diye birbirinden ayrılmaktadır, İşkumbi Nehri’nin meydana getirdiği ayırımla, nehrin kuzeyinde bulunan İskenderiye, İlbasan, Bezrezin/Prizren ve Dukakin’i kapsayan bölgede yaşayanlara Gegler, ikinci kısma teşkil eden Epiros ki Avlonya ve Delvine havalilerini kapsayan bölgede yaşayanlara ise Tosklar denilmiştir.tesettür giyim