tesettür ve felsefe bilgisi
tesettür diyorkli Görüldüğü gibi retorik ve hermeneutik arasında bir ilişki de söz konu ur. Bu konuda Dilthey şunları söylemektedir; "Şairlerin eserlerinin usta i şekilde açımlanması sanatı (hermeneia), Grek ülkesinde öğretim ihli ından doğmuştur. Homeros ve diğer şairlerin yorumlanmasına ve deşti le dayanan zarif, esprili sahne oyunu, Grek aydınlanma çağında Grekçı uşulan her yerde sevilip rağbet görmüştür.tesettür Sofistlerde ve Retorik Oku;piKk'* “açıml.sına sanatı ve bu sanatın kuralları, İskenderiye piçinde bir ikinci adım attı. Grek ülkesinin yazınsal mirası kitaplık-^jopl»n*^' metin elcştınkn yapıldı ve eleştirel göstergeler hakkında ustalıklı bir sisteniv* dayanarak geıyekleştirilen metinlere yöne-Iilt^ırrl yalamayla elde edilen sonuçlaı kavil altına alındı. Sahte metin-inıldandı. mevcut tüm metinlerin konulaıa göre katalogu çıkarıldı. Me-Iflf^tınünin. >’üksek eleştirinin ve değcılendırmenin dinsel anlama uz.c-ifitıdlcndırilmiş sanatı ».-»larak filoloji. Gıek lininin son ve özgül yara-^rodan biri olarak, ıns.ma o/gü bir şey olarak konuşmayı ve dili incele-doğru güçlü bir hareketlilik vardı" .
Antik Yunan kültürü içinde ort.nya çıkan hcrmeneutik, bir açımlama ve gunUma sanatı/yöntemi olarak, düşünce ve kültür tarihinin sonraki evre-■Kİe de karşımıza çıkm.ıktadır. Hcrmeneutik'in eski Yunandan itibaren liaıetınlcre yönelik bir sr^rum .sanatı ve tekniği olarak belirlendiği görü-b. Bu sanatın bilimsel bir kimliğe bürvinmesi Ortaçağın sonunda Protes-■fak akımı çerçevesinde gerçekleşmiştir. Teolojik hermeneutik, kutsal ■laTUi doğru açımlanması s;inatıdır. Hu sanat.tesettür Kilise Babalan (Patristik) trmınrie, özellikle Auguslinus'un De doktrina C"hristiana (Hıristiyanlık Ûjretisı) adlı eseriyle birlikte yöntemsel bir bilinç kazanmıştır, lafustmus'la Hristiyan dogmatiği, görev olarak, T^ki Ahit'te (Tevrat) kut-al tarih olarak vahyedilmış oUın Yahudi halkının özgül tarihi ile İsa'nın Ttm Ahıt'teki (İncil) cvTensel vahyi arasında ortaya çıkan uyuşmazlık ve IHilıau gidermeyi üstlenir. Hernıcııeutik bu görevin yerine getirilmesinde pthmo olmalı, hatta çözüm getirmelidir. Augustinus, hermeneutiği kulla-Brak eserinde. Yeni Platoncu düşüncelerden de yararlanarak, düşüncenin, fartial metinlerdeki sözel ve sıradan anlamdan tinsel anlama yükselmesi KTcktiğıni irdeleri. Diğer ba/ı «.lüşunürlerin de iki farklı anlam arasında »ran yaptıklarını saptamak ımınıkündür. "Philon, Clemens ve Origenes, lnual metinlerdeki yüksek tinsel (pneumatik) anlamı, basit sö/el (lâf/î) Bİamdan ayırmışlardır.
İta fakır halk arasında yaş.muş, getirdiği «.linin ilkelerini de günlük ya* ^anıa basit olaylarına dayanan fıkralarla halkın anlayabileceği şekilde açık* hanştı. Kendisinden sonra Ilııstıyanlar. bu lıkıaların ve ba.sil uıılatınnn •dında meca/i (alegorik) bn anlam bulunduğuna inandılar. Ilı istivan açım haualar için amaç, kutsal melnılerdeki basıl ı««>/el anlam ile yüksek tiıisi'l ^aya çıkarabilmekti O/elhkle Origenea, bn konudaki ç.ılışmalanv
la (kenciisimicn soma gflmı AuguMinus'la 1>.ilikte) llriMıyan teol(jj,ı hernıeneutiğinin kunıcıısıı sayılıı l eolojık lıeıınencııtiğiıı doğulunda ık Ahit arasındaki iliî^kiler rol oynamifilır. Mesıirııı. Inıtıın Yahudi mctinlcrn anlamını tamamlamak vc ayıklamak iyin gcldigı, onları yorumladığı, dolayı sıyla onlarla hcrmeneulik bir iluikı iyinde okluğu kabul edildi Keformuil;, Kilise öğretisi geleneğiyle polemiğe ginmykı ve kutsal meliniti hermcncutik yöntemle ele almn}laıdır. O/ellikle alegorik yöıılem bir yan_ bırakılmıştır. Höylece nesnel, konuya doğruıl.ııı yönelen, her turlu öznt keyfilikten arınmış yeni bir yöntem bilinci oluşmuştuı. I
Diltlıey, Rönesans'tan itibaren hermcneıılıklc meydana gelen bazı ğişmelerden sö/ eder; "Açımlama ve ayıklamaya kurallar koyma ctkinlığj Rönesans'tan itibaren yeni bir aşamaya ginniştiı l iloloji, hermcncutik vl eleştiri, daha farklı bir aşama kavdclmişlir. .Stm dört yıizyıldır gitgide zer ginleşen bir hermeneutik ya/ını mevcutlur. Klasik metinler ve İncil metinle ri, özümsenerek açımlanmaya çalışılmışın. Hunda amaç. Kilise geleneğimi ve Skolastiğin 1 .atincesiylc çaıpılılmış olan esas anlamı ortaya çıkarmaj olmuştur. Bu konuda I'lacius'un “C'lavis” (Anahtar, 1.S67) adlı eseri önemli dir.
Özellikle Yeniçağla birlikte hennenenliğin "Inıkııksal" ve "teolojilı hermeneutik olarak gelişmesi söz konusudur. Doğan Özlem’e göre, "Prote< tanlığın ortaya çıkmasıyla birlikte, özellikle luther dönemind Melanchton'Ia birlikte büyük bir hermcncutik etkinlik ortaya çıkıyo; Vfelonchton'da yeni bir yorumlama, Hıristiyanlığı İncil'e dönerek yenide 'orunılama gibi bir ihtiyaç kendini gösteriyor. 16. vc 17. yüzyıllarda Incil'i ’rotesfanlık yönünden açımlanması bir kuramsal sorun hâline gelir, li üzyıldan 19. yüzyıla geçiş yıllarında .Sehleiermaeher, Schlegcl, Humboldtv iğerleri Incil'i özellikle filolojik temelli bir inceleme konusu yapmışlardır.
Hermeneutik, açıklama ve yorumlama yöntemi ya da sanatı deme up temellendirmeciliğin (foundationalism) karşıtı bir düşünsel ve eylemsi r yöntemdir. Hermeneulik; uygulamadan, eylemden; yaşamın içinde carak özgürlük, sorgulama, iletişim; diyalog gibi olguları merkeze alıry başka deyişle bu olgular hcrmeneutiğiıı olmazca olmazlarıdırlar.
❖ Hermeneutik ve Eğitim
Berstein gibi Rory, Gadamer, Habermas gibi düşünürler de analiti çeveyi, algoritmik düşünceyi yıkmak için yeni bir yol; yeni bir felsefe ge leye çalışmakladırlar. İşte bunun için “nasıl yaşamalıyız?” nasıl bir felse iz olsun ki, yaşamımızı değiştirelim; bu felsefeyle dünya değiştirebile ’? sorularını sormak gerekmektedir.tesettür sundu.
