tesettür ve felsefe konu

tesettür ve felsefe konu 

tesettür dediki Tüm kavramlar kurmaca oldukları gibi, ait oldukları söylence grubuna I jore de farklılık gösterirler, her farklı dil grubu, her svSylence kendi kavram-L lonnı, ^^^yla kendi doğrularını ve yaşam denevimini yaratır. Yani tüm
kJivTamlar ideolojiktir.tesettür O halde tüm insanların bağlayıcı bir kavramdan söz etmesi mümkün değildir.

Y'ine poslmodcm görüşe göre, bugün insanın hiçbir konuda “gerçek"! en doğru şekli ile bildiğinden söz etmesi mümkün olamaz. İnsan doğrulan veya genel anlamda ve de herhangi bir bağlamda gerçeği hiçbir zaman bil-memiştir, ancak onun kurmaca şekillerini görmüştür; çünkü “mitos”lardan günümüze, bize gerçeği anlattığını savunan her türlü yapıt ve anlatım türü, sadece gerçeğin yorumu v-e kurmaca anlatımından başka bir şey değildir. Günümüzün karmaşık kültüründe bu iş daha da zorlaşmıştır. Bir örnekle açıklamak gerekirse; medya en doğruyu yansıttığını iddia ederken aslında belli bir görüşün grup veya kişinin bakış açısından ve de o görüş, grup veya kişinin söylencesi içinden gerçeği verir, gerçeğin sadece yorumunu yaptığı için ikinci bir kurmaca gerçek yaratmış olur. Günümüzde artık yorumun doğruluğu değil de inandmcılığı önemli olduğu için gerçek belki de hiç bilinmeden kalmaktadır. Böylece postmodemizm, gerçeklerin kurmaca yapılarını gösterip, doğruların doğadan, doğal olarak gelmediğini kültür tarafından kabul ettirildiğini; dünyanın kültürümüzün söyleminden sosyal olarak kabul edilmiş anlamlar sisteminden tanıtıldığını irdeler.
Postmodemizm tam olarak nedir? sorusuna birden fazla yanıtı bir arada vermek mümkün görünmektedir. Postmodemizm bazılarına göre, bir dönemin adıdır, aynı zamanda bir felsefenin yeni bir düşüncenin; üslubun .^eni bir usçuluğun (modern usçuluğu aşan farklı üslupta bir usçuluğun) yeni lir söylemin adıdır.
Sözgelimi bazı yazarlara göre 1943 yılı modernitenin bittiği sayılan ta-ihtir.tesettür Bu dönemde modernitenin ülküleri ihlal edilmiştir; bilim, teknik, mat, siyasal özgürlükler adına yapılan her şeyin ortak amacı insanın özgür-şmesidir.
Kendini karşı-modernlik olarak sunan Postmodernizmin söylemini kıça şöyle özetlemek mümkün; genel geçerlik iddiası taşıyan önermelerin ddedilmesi, dil oyaınlannda, bilgi kaynaklarında, bilim adamı toplulukla-ıda çoğulculuğun ve parçalanmanın kabul edilmesi, farklılığın ve çeşitlili-I vurgulanıp, benimsenmesi, gerçeklik, hakikat, doğruluk anlayışlarının tışılmasına yol açan dilsel dönüşümün yaşama geçirilmesi, mutlak değer-anlayışı yerine yoruma açık seçeneklerle karşı karşıya gelmekten çekinmek; korkmamak; güvensizlik duymamak gerçeği olabildiğince (sonsuz) umlamak. belli bir zaman ve mekanın sözcüklerini kullanmak yerine çckIiği kendi bütünlüğü özerkliği içinde anlamaya çalışmak, insanı rublen olarak ikiye bölen anlayışlarla hesaplaşmak, tek ve mutlak doğrunun menliğine karşı çıkmak. Bu söylemde artık öneml^^ hakikat/doğru
Çağdaş Felsefeler I 419
değil hakikatin/ doğrunun nasıl kurulduğu sorusudur ya da
^^ılÜfdaha doğnı bilginin araştırılması değil yem doğruların oluştu-Genel ahlaksal anlayışlar; ilkeler artık geçerliliğini yitirmiştir; ^'normların kaynağı yaşanan koşullardır; çağın, zamanın gerekleri-
fostmodernizmdcki post-eki “sonra” anlamına gelmekle birlikte ^iTi'?m.den devam eden, hatta on/dan kaynaklanan ama ondan ayrılan ^,na gelmektedir. Modernizmdeki hemen tüm olgulara bir tepki olarak ^ çıkan Postmodernizm; mimari, sanat, politika, ekonomi, eğitim, top-^fibiçok farklı alanlara ilişkin yeni söylemler üretir. Eeo’ya göre bu söy-ironi ve eğlence olarak çift anlamlılık taşır. Hem modernizm üzerine gplarda bulunur hem de sonrası için imlemeler yapar.
Bu bağlamda Postmodernizmde eklektiklik, çoğulculuk, çeşitlilik en
olgulardır (eklektiklik, farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen ijderden yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak). David Harvey’e göre fostmodernizm hem bir üslup hem de belli ülkelerde hayal güçlerimizi »Sı bir süre ile etkisi altına alan tarihsel bir hareket olup. Kapitalist ülke-Itrdc 1960 ile 70'li yıllarda ortaya çıkıp 1990’larda zayıflamıştır. Peki bu tetmodernizm nereden çıkmıştır? Savaş sonrası kapitalizm 1973-75 yılları ■asında ilk büyük ölçekli krizini yaşamış, öncelikle kapitalist ülkelerdeki daha sonra da bu ülkelerin etkisi altındaki ülke insanlarını kökten değiştir-aipi. (Dünya ABD’nin askeri ve ekonomik hegemonyası altında, soğuk ■vaşm ortaya çıkardığı kesin bölünmelere dayanarak yaratılmıştı. Seri üretim, kitlesel tüketime (Fordist), müdahaleci devlet, sermaye ve ulus devlet içinde yer alan güç sistemlerine dayalı politikalar etkiliydi). Belli rahatsızlık-hnna rağmen yine de hakim güce dayalı güvenli bir dünyaydı bu.
Fakat 1979-81 kriziyle tüm belirli istikrar unsurları hemen dağılıverdi; Berlin duvarı yıkıldı; SSCB dağıldı. Soğuk savaş sona erdi, üretim Japonya ve yeni sanayileşen ülkelere doğru kaydı ve sonuç olarak paranın değerindeki hızlı değişmeler, artan bir hızla çeşitlilik arayışları hem politik olarak (yeni yeni gelişen feminizm, ekoloji, ırkçılık aleyhtarı hareketler, kültürel bağımsızlık hareketleri) hem de tüketim kalıpları açısından gitgide daha rekabetçi hale gelen bir dünyada tüketicilerin daha güvenli dallar arayışı insanların maddi refaha ve üretime erişme araçlarına ilişkin konumlarını derinden etkilemiştir.tesettür sundu.