tesettür ve felsefe konusu

tesettür ve felsefe konusu

 tesettür dediki Yine Lyotard, postmodern sanatçı veya yazarla felsefecinin konumı ırasında şöyle bir benzerlik kurar: sanatçının yazdığı metin, ürettiği çalışma ke olarak daha önceden yerleşmiş kurallar tarafından yönetilemez; belirle ici bir yargıya göre yargılanamazlar. Kurallar ve kategoriler olsa olsa sana ıpıtının kendisi için aradığı kural ve kategoriler olabilir; yani sanatçı, ese nin kurallarını belirlerken kuralsız çalışmaktadır,tesettür felsefedeki objektif bakı bunun ardından gelen sorgulamalı şüpheci bakışın temelinde de bu ku Isızlık yok mu?
Bilimsel bilgilere aşırı güven duygusu, ama tersine anlatısal/tinsel bilgi in aynı güvenden nasibini alamaması, yazarların ifade ettikleri bilimsel v 'atısal bilgi karşıtlığına neden olmuştur. Bu karşıtlığı aşmanın yolu, her il »iye de 'değerler' atfetmeden, onları amaç edinerek, ama 'otorite 1 halin irmeden yaşamda yer vermek olabilir.
Pekiştirilmiş, iyice İrdelenmiş bilgileri kabullenmek, aslında sanıldı^' her zaman güvenli bir yol değildir, tersine birtakım risk^|^j^ımsu2 arı) beraberinde getirir; çünkü güvenli yolda olduğumu^^Aonun
Çağdaş Felsefeler | 423
fk. iMlgimı/dc değilme olmaz. Gereksiz aşır\ güven isteği, bizi T^'apmakiim alı koyar. Rilginın yenilenmesini, değinmesini önler.
değinmeyecek bilgilerin ötesinde sağlamlığından ku^ku duya-*^ı»erı biljiiden saymazsak, hep a^m güvenli bir ortamda yürümek *,ulucu oluuı?., bilim adına tutucu oluruz, bilgi adına tutucu
Bilim Uituculuğunun, pozitivizm furyasının, değerleri bir kenara itmesi-«. Kuqunıdi, 'pozitivizmin insanın yüzünü unutturması’ olarak değerlendir-Kİılcdir. Ona göre, tarihsel kofullar ve bunların yarattığı olgular, sanayileşme vc ortaya çıkardığı ekonomik, toplumsal ve etik sorunlar; Dınviniznıle birlikte gelilen doğa bilimleri ve sonuçlan; söz gelişi, insanla i|ili her şeyin 'bilimsel' denen metotla açıklanması, yani her alanda yalnızca •edensel açıklamalar yapma çabası; ve bu arada psikanalizin gelişmesi, davranışları kimyasal etkileme yolunun açılması, genetikteki bilginin ilerlemeliyle insan soyunu 'iyi'leştirme denemeleri; teknik ilerlemenin (bir azınlığa) »ğladığı uzmanlaşma vb. gibi şeyle pozitivizmin insana, onun olanaklarına it değerlerine dengesiz değer biçmesinin bazen sonuçları, bazen de yayılma nedenleri olmuştur.
❖ Post Yapısalcılık
l.yotard’a göre gerçek, dil oyununun ürünüdür. Derrida’ya göre metin dışında hiçbir şey var olmamalıdır,tesettür roucault, Derrida, Lyotard topluma dil oyunlarının bir oyun alanı olarak bakarlar. Dünya, nesne yerine okunan bir metin olarak ele alınmıştır, burada dil ve söylem nesnelliğin yerini almaktadır. r.vrenselcı felsefeden bir kaçış yaşanmaktadır. “Post modernistlere; post yapısalcılara göre özel dil oyunları imkânsızdır. Her dilsel manevra doğrudan görülmese de başkalarının varlığım gerektirir. Stratejiler de rasgele oluşmaz.” Her şey tek başına meydana gelmemiştir. Meydana gelen şeyler
424 I t'ELSKlİYAT
aslında bizim dışımızdakini ilgilendirecek şekilde meydana gelebilmektedir. Dil de aynı şekilde, olgular değiştikçe o da değişime ayak uydurmak zorunda kalacaktır. Genel bir şey yoktur. Farklılıklar değişen ortamlardan kaynaklanmaktadır. Aynı anda aynı olgular farklı çevrelerde farklı olarak algılanabilir.
❖ Jean Raudrillard
1960’Iı ve 1970’li yıllarda Marksizm ile ilgilenmiştir. Daha çok modern ve ileri kapitalist toplum üzerinde durmuş, yeni toplumsal olguyu “Tüketim Toplumu” olarak görmüştür.
Baudrillard, daha çok Marksist söylem içerisinde tüketimi, modayı, imajı, medyayı tartışmış, kapitalizmin insan üzerinde metalaştırıcı etkilerini irdelemiştir. Baudrillard’a göre tüketim toplumu kapitalizmin yeni bir aşamasıdır. Bu yeni toplumsal formasyonda üretim sistemi rasyonelleşmiş, lonıojenleşmiş bir yapı oluşturmaktadır. Bireyler tüketim yoluyla kendini liğer in.sanlardan farklı hisseder, bireylerin hepsi birer nesne haline getiril-rıektcdir. Yeni Kapitalizm bir takım özentilerle bireyleri özgürlükleri ile ağdaştırarak tüketim toplumunun içine katmaktadır. Bu da beraberinde ir yandan yoksulluğu getirirken, öbür yandan da aşırı tüketimi yaratmıştır.
Baudrillard için tüketim, bir yaşama modu haline gelmiştir. Nesnelerin mantik açıdan ele alınması imkansızlaşıyor neredeyse. Birey anlam çağrını yapmadan gördüğü nesnelere bir kimlik boyutu yüklemekte ve bireysel mliği kendince yakalamaya çalışmaktadır.
Baudrillard, sanayi ötesi toplumu tam bir dönüşüme uğrayan ve bunun lucu olarak kendine özgü bir kültür ve teknoloji tarafından belirlenen )Ium olarak tanımlamaktadır. Geleneksel toplum anlayışı terk edilmekte-Sınıfsal toplumlar yok olmaktadır. Baudrillard’a göre modernitede bir dılaşma söz konusu iken postmodernitede ise bu farklılaşma son buldadır.
❖ Michel Foucault
“O, sanırım en iyi, Nictzsche’nin modern havarilerinin belki de en bü-i ve aynı zamanda yirminci yüzyıl batısının muhalif entellektüel yaşamı-en dikkate değer açılımlarında merkezi bir sima olarak anlaşılabilir.” ard Sait M. Foucault’u böyle değerlendirmektedir. Foucault yapmış ğu araştırmalar üzerine ilginç yönelimler yakalayan bir filozoftu, ault da Nietzsehe gibi özgün ve öznel olma iddiasında idi.
'oucault, akıl, özgürleşme ve ilerlemeyi birbiriyle özdeş kılan Aydınla-yaklaşımı kökten yadsımış; bilgi ile iktidarın yeni biçimleri arasındaki-tesettür sundu.