tesettür ve platon felsefe konu

tesettür ve platon felsefe konu

tesettür diyorki  «Hatırlıyor musun, bir ara biri çıkıp, savaşçılarımızı mutlu etmediğimizi, yuıttaşlann varını yoğunu alabilecek durumda oldukları hâlde ellerinde hiçbir şey bulunmadığım ileri sürerek çatmıştı. Biz de, cevap olarak, fırsat düşerse bu konuya yeniden döneceğimizi, şimdilik koruvuculanmızın gerçek birer koruyucu, sitemizin de elden geldiği kadar mutlu olmasına çalıştığımızı, yoksa amacımızın siteyi meydaiıa getiren sınıflardan bir tekini mutlu etmek olmadığım söylemiştik.»
«Hatırlıyorum.»
«Şimdi yardımcılann hayatının olimpiyat birincilerinin haya-hndan daha güzel, daha iyi olduğu ortaya çıkhğına göre, bu hayat kunduracıların, çiftçilerin, başka sanat sahiplerinin hayatlarıyla herhangi bir bakımdan ölçülür mü arhk?»
«ölçülmez bence.»
«O sırada söylediğim bir şeyi şimdi de tekrarlamam yerinde olur: Koruyucu, kendini koruyucudan başka bir şey yapacak bir mutluluk ararsa, bu sade, ama güvenlik ve bizce en iyi hayatla yetinmezse, delice, çocukça bir düşünceye kapılarak sitede ne varsa hepsini gücünü kullanıp ele geçirmeye kalkarsa, sonunda, "Yarım, bir bakıma bütününden çoktur*" diyen Hesiodos'un gerçekten bilgece bir söz etmiş olduğunu anlar.»
«Aklı varsa, o koruyucu önUndekiyle yetinsin.»
«Demek, eğitim, çocuk ve koruyuculukla ilgili her şeyde kadın-
erkeklerle birlikte koruyuculuk etmeleri, ava gitmeleri,
geldiği kadar ortak yapmalan gerektiğini kabul ediyorsurj,*
davranmakla da en iyi şeyi yapmış olurlar; bu davranışlar, ^ erkeğin karşılıklı durumları açısından tabiata aykın olmaz^ nndaki doğal beraberliğe uygun olur, değil mi?»
«Evet, kabul ediyorum bunlan.»
«Şimdi, başka dnslerde var olan bu ortaklığın insan ciasimk. mümkün olup olmadığmı ve ne yolda mümkün olacağını ariy mak kalıyor.»
«Ben de, tam bunu soracaktım şimdi.»
«Bence savaşlan nasıl yapacakları belli.»
«Nasıl?»
«Belli ki birlikte savaşacaklar, çocuklarından gürbüz olanlanr da savaşa sokacaklar. Böylece bu çocuklar, sanat sahiplenninı^ cuklan gibi, büyüdükleri zaman yapacakları işi önceden görecet ler; ayrıca savaşla ilgili her işte yardımcı olacaklar, analarına bal» larına hizmet edecekler. Sanatlarda da böyle olduğunu görmedi mi? örneğin, çömlekçilerin çocukları, kollan sıvayıp kendi başuı< işe girişmeden önce uzun zaman babalarının çalışmasına bakarlaı yardım ederler, değil mi?»
«Elbet gördüm, öyle yaparlar.»
«öyleyse, sanat sahiplerinin, böyle deneme ve görme yoluyh çocuklannı yetiştirirken koruyuculardan daha mı titiz davranma lan gerekir?»
«Böyle demek gülünç olur!» dedi.
«Hem her hayvan, yavrularının yanında dövüşürken daha yüreklenir.»
«Evet ama, Sokrates, olur ya,tesettür savaşta yenilgiye uğrarlarsa, çev cuklannın da kendileriyle birlikte ölmesi geride kalanlar için buyul Wr tehlike doğurmaz mı? Site belini bir daha kolay kolay doğrulta bilir mi?»
«Haklı.sın,» dedim. «Ama en başta gelen ödevimiz onları hiçte! ıtmamakj^^hr dersin?» «I3eğil elbet.»
alınlannın akıyla çıktıklan zaman daH atılmaları gerekmez mi?
Orvlrt • V KıUp .
•RIbrttr.»
«Prk.i, ilerde uvafçı olarak çocukların Mvaşın ru* demek oldu* jjunu f^Ormeleri OrMrmsi/. midir sence?
Terhlikeyi göze almaya değme/ mi?»
•Değmez olur mu? 1'ersinc, dediğin açıdan önemli.»
»O hklde, çocukları savaca götürüp de canlarına bir /.arar gelmeden savacı görmelerinin çaresini bulursak, o zaman tamam, değil mi?»
«Evet.»
•Bir kere babalann mümkün olduğu kadar bilgili olması, hangi seferlerin tehlikeli, hangi seferlerin tehlikesiz olduğunu iyice ayırt edebilmeleri gerekir.»
«Tabii.»
«öyle olunca, çcKuklarını tehlikeli seferlere değil, tehlikesiz seferlere götürürler.»
«Doğru.»
«Ballarına komutan olarak koyacakları savaşçılar da, işe yarama/ adamlardan değil, yaşlan ve görgüleriyle çocuk gütmesini, yönetmesini bilenlerden olmalı.»
«Doğrusu da bu.»
«Ama çoğu /aman beklcmmedik durumlar olur.»
«Şüphesiz.»
«İşte bu durumları düşünerek küçük yaştan çcKuklara kanatlar takınalı ki gerektiğinde uçup kaçabilsinler.»
•Ne demek istiyorsun?» dedi.
«Şunu: (,'ocuklara ata binmı*sini küçük yaştan öğretmeye başlamalı, iyice öğrendiler mi onlan seyirci olarak savaşa götürmeli Tabii, azgın savaş atlan üstünde değil, tüy gibi kuşan, dizginlemesi de kolay olan atlar üstünde. Höylece günün birinde yapacaktan işi iyice görmüş olurlar; gerektiğinde de yaşlı önderlerinin arkasından at sırtında güven içinde kaçabilirler.»
«iiaklısın.»
«Peki, savaşta durum nasıl olacak? Askerlerin kendi aralannda vedüşnruına karşı davranıştan nasıl olacak? Bu konuda düşündüklerimi doğru bulacak mum bakalım.»
«Açıkla bir kere.»
«Kendileri de Yunjııh oldukldn içm Vuna„ to yıkmayacaklar, evleri alejc'tesettür vermeyıveUer. Birsjtenmt^ çocuk bütün halkını düşman bellomoyocokler, sadece^ ğın sorumlusu olan küçük bir azınlığı hasım bilecekler^N sitenin yurttaşlarından ço^u dostlan olduğuna gört, raklannı harap etmeyecekler, evlerini yıkmayacaklar r da, suçlulardan suçsuzların öcü, hakkı alınınca sonaerdı,^ «Bence de yurttaşlarımız Yunanlı düşmanlanna davranmalı, barbarlara da Yunanlılann şimdi hirbirlerine^*^ rini etmeli.»
«öyleyse, koruyuculann toprakları yakıp yıkmasını, vermesini yasak eden bir yasa da çıkaralım.»
«Çıkaralım,» dedi, «bunun da öncekiler gibi yararlı biryjjj cağım kabul edelim. Ama Sokrates, bana öyle geliyor ki semi), nuda daha konuşmaya bıraksak, demin bütün bu aynnhjarjp de bir yana bıraktığm asıl konuyu, yani 'böyle bir yönefmun®-kün olup olmadığı ve nasıl mümkün olacağı sorununu unute: deceksin. Evet, bunun,tesettür bir sitede gerçekleşirse, bütün bu yarar, sağlayacağında seninle ayn kanıdayım, hatta senin atladıgm di başka yararlannı da sayabilirim: örneğin yurttaşlar, birtmir kardeş, baba, oğul bildiklerine ve bu adlarla çağırdıklanru birbirlerini hiçbirakmayacaklar, bu yüzden düşmana karşı diha; yiğitçe dövüşecekler. Kanlan da, ister aynı saflarda dövüşsunr ister geride kalıp düşmanı korkutsunlar ve gerektiğinde yarde koşsunlar, yanlarında savaşacak olurlarsa, o zaman diyebilinnu önlerinde durulmaz onların. Evlerinde görecekleri nimetlerden senin söylemediğin. Ama o yönetim tarzı gerçekleşirse, bütün K nimetlere ve daha binlercesine kavuşacaklanm kabul ettiğimegön artık bunlardan söz etme. Şimdi böyle bir sitenin mümkün ol» olmadığını, ne türlü mümkün olacağım anlamaya çalışalım. BajL konular bekieyedursun.»
«Nasıl da yükledin öyle apansız, insafsızca,» dedim, «benıff çekingen, ağır yaradılışlı olduğumu bilmezmiş gibi! İki dalgac güçlükle atlatmışken bir UçUncüsünU. hem de hepsinin en bü\-fr günü, cn korkuncunu önüme çıkardığımn farkında değilsin aıv laşılan. Bu dalgayı gör|» * luğunu öğrenince, bana hak vere çeksin, bu ele alıp incelemı-klen neder
•l?*r. doğruluğun kendi hacına ne olduğunu, dünyada bUtti-ml\le dojtru bir adam bulunsa nasıl olacaj^ını araştırmamı/jn ama-a buna örnekler bulmaktı; eğriliğin, bütünüyle eğri adamın ne ok duğunu da yine bu amayla araşbnyorduk. Böylece, her ikisine de bakarak bunların ne derece mutlu ya da mutsuz olduğunu anlamak Eliyorduk; sonra bunu kendimize uygulayarak onlara benzedigi-laiz ötyiide kaderlerimizin de benzer olacağını anlayacaktık. Ama aoMcımız bu örneklerin var olabileceğini ispatlamak değildi.»
«Bu dediğin doğru,» dedi.
«Peki, mümkün olan en güzel örnekte bir insan resmi çizen, hiç-hir yerinde hiçbir kusur bırakmayan bir ressam, böyle bir insamn dSnyada var olabileceğini ispatlayamadı diye, değerinden kavbe-der m dersin?»
«ZeiM hakkı için kaybetrruîz.»tesettür